Tren Gürültüsü!

10.Mart.2018

Mavi valizini başının üstündeki rafa yerleştirmek için ayağa kalktığında istemsizce ben de kalktım. Gülümseyerek teşekkür etti. Ondan beklenmeyecek kadar ağır bir valizi trenin daracık rafına sokarken ben de zorlandım. Hakkında bildiğim tek şeyi de o sırada öğrendim; isminin baş harfleri: C.J.

Çok geçmeden trenin içinde derin sessizliği bozan çocuk sesleri yükselmeye başladı. İtiraf etmeliyim ki, zaten uykusuz geçen bir gecenin ardından, New York’tan Boston’a kadar sürecek dört saatlik bir yolculukta ihtiyacım olan son şey bu gürültüydü. Yüzümü ekşitmiş olmalıyım ki, çaprazımda oturan C.J. “Biliyorum, çok gürültülüler. İzin verirseniz fiyat farkını ödeyerek sizin 1. sınıf vagona geçmenizi sağlayayım” dedi. Çocuklarla onun arasındaki bağı henüz kuramadığımdan şaşırmıştım. Öte yandan hayatım boyunca kabul edebileceğimi sanmadığım bir teklife verebileceğim cevabı olabildiğince nazikçe ve gülümseyerek vermeye çalıştım: “Hayır, sorun değil, teşekkür ederim.”

Yolculuğun ilk bir saati benim uyumaya çalışmamla aynı metrekareyi paylaştığım üç haylazın bunu engelleyen muhabbetleriyle dolu geçti. Sık sık kahkaha atmasalar, konuşma seviyelerini tolere edebilir ve dinlenmeye çalışabilirdim ama bu haliyle pek mümkün gözükmüyordu. Gözümü açtığım sınırlı zamanların birinde, çilli, turuncu saçlı bir yakışıklıyla göz göze geldik. “Keşke siz de biraz dinlenmeye çalışsanız” diyerek gülümsedim. Mahcup olan çocuk üzgün olduğunu söyleyerek “Özellikle uyumamamız istendi” dedi ve eliyle C.J.’i işaret etti. 60’larında olduğunu tahmin ettiğim kadının yanımda belirmesi birkaç saniye almıştı. “Aslında” diye söze başladı, “Bu çocuklar çok zorlu ve ciddi bir tedavi sürecine başlamak üzereler. İçlerinde durumu çok iyi olmayanlar da var.

Ben bir dernek adına gönüllü olarak üç günlük bir gezi organize ettim. Bugün dönüyoruz, çocukları ailelerine teslim ediyoruz ve sonrasında onlar için zorlu bir maraton başlıyor olacak.” Aynı trende, aynı dakika içinde, aynı çocukların arasında bambaşka bir dünyaya dalmıştım. Elimde tuttuğum ve ara sıra yudumladığım su bu kez ateş olup yakarak mideme doğru ilerliyordu. Hepi topu bir gece az uyumuştum ve bu beni hayatlarının en zor dönemine girecek çocuklar karşısında huysuz birine çevirmeye yermişti. Sadece “Çok özür dilerim” diyebildiğimi hatırlıyorum. Yolculuğun geri kalan kısmında, çocuklarla tüm treni sallamaya yetecek kadar çok gürültü yaparak oyunlar oynadık. 15 dakika içerisinde 35 çocuğun hepsinin ismini ezberleyip sayamadığım için, adı ceza olsa da, diyetsiz son günlerindeki çikolatalarını alma ödülünü kendime verdim. Hayatımın en sarsıcı karşılaşmalarından birinden geriye sadece bu anılar kalmış olsa da, hepimize sağlıklı günler dilemek ve sorun sandığımız şeylerin başkaları için en konforlu zamanlar olabileceği gerçeğini hatırlatmak istedim.