TRABZON’UN ÖTEKİ YÜZÜ…

11.Şubat.2018

Havalimanı,

Üniversite,

Hastaneler,

Okullar,

Otogar,

Sinema, tiyatro, kafe ve alışveriş merkezleri…

Hepsi bir avuç içinde.

Hepsi size beş dakika mesafede.

Trabzon kutu bir şehir.

Trabzon birçok avantajı birlikte yaşıyor.

Denizini, sahilini, yaylasını, göllerini saymıyorum.

Tarihi dokusunu, kültürünü, değerlerine olan bağlılığını ise hesaba katmıyorum.

Trabzonspor sevdası, bordo-mavi renklere olan aşkı tartışma götürmez.

Peki ama bu kadar derinliği, güzelliği ve özelliği beraberinde yaşayan Trabzon’da yaşayanlar neden mutsuz, neden her şeyden dert yanıyor, neden isyankar?

Cevabı aslında çok net.

Dışarıda özlemini duyuyoruz.

Gurbette dayanışma gösteriyoruz.

Ama Trabzon’da düşman kesiliyoruz.

Trabzon’un içinde yaşanan bu huzursuzluğun tek sebebi hoşgörüden kopuş bence.

Trabzon kendi değerlerinin kıymetini bilmiyor.

Trabzon dedikodu, fitne ve fesattan beslenenler için merkez oluyor.

Başarılı, üretken hizmet verenleri sahiplenip desteklemek yerine onları yerin dibine sokuyoruz.

Aş, iş, ekmek derdimizi bir kenara bırakıp başka gündemlerin peşinde koşuyoruz.

İş adamlarını küstürüyor, yatırımcıya sırtımızı dönüyoruz.

Ortak paydamız, ortak sevdamız olan Trabzonspor kulübünü bile borç harç içinde yüzen batık bir gemi haline getirdik.

Herkes kendine göre konuşuyor, yazıyor, tartışıyor.

“Biz” devri kapanmış, “ben” anlayışı almış başını gidiyor.

Yaylada kadın erken horona duruyor, el ele veriyor kıyamet kopmuyor;

ama şehre gelince kimse birbirini tanımıyor.

Şehrin kültür sanat anlayışı bile yozlaştı.

İki tane etkinlik yapan kendini kahraman ilan ediyor. İki şiir yazan şair, iki resim çizen de ressam oluyor.

Gazetecilik mesleği bile sıradanlaştı.

Rutin, klasik, içi boş haberlere imza atanlar gazeteciyim diye ortalıkta geziyor.

Fikir yok, araştırma yok, kitap okuma yok, sorgulama yok, arşiv yok.

Rant, menfaat ve koltuk sevdası her şeyin önüne geçti bu şehirde.

Kimse kendini yalandan yere kandırmasın.

Trabzon bunların hiçbirini hak etmiyor.

Keşke bir diziye verdiğimiz tepki kadar hayatın gerçeklerini görsek, ona göre bir duruş sergilesek.

Keşke parklara, yeşil anlara sahip çıksak.

Keşke trafikte birbirimize saygılı olsak.

Keşke çöplerimizi zamanında çıkarıp çöp kutusuna atsak adam gibi.

Keşke sebze-meyve alırken köyden gelen 80 yaşındaki ninemizi sevindirsek.

Trabzon’un “öteki yüzü” daha çok keşkelerle dolu.

Gelin keşke dememek için bir yol çizelim.

Geleceğe daha huzurlu, daha yaşanabilir ve daha az sorunlu bir şehir bırakmak için herkesin üzerine düşeni yapması gerek.

Yaşadığımız şehrin kıymetini bilelim.

Yazarın Diğer Yazıları