TOPLUMUN BEKASI “ANNE”

11.Mayıs.2018

Marifet (ustalık, hünerlik), ancak tecrübe yoluyla kazanılabilecek bir bilgidir. Ancak kadının annelik marifeti Allah’ın ona daha doğuştan verdiği bir hediyedir.

(Anne olmayan kadınlar bile, birer anne marifetine sahiptir. Ariftir.)

Kadına verilen bu yüksek değer içinde, büyük bir aşk barındırır. Ondandır kadının bir öğretici, uzlaştırıcı ve sabırlı olması…

Bilir ki, sevgisizliğin ve nefretin zehri yüreğine konarsa, o büyük aşkın da huzuru kaçar. Bu da kadının, varlık nedenini ve marifetini inkâr etmesi anlamına gelir.

Nihayetinde mutsuzluk sarmalında kalır. Yaşadığı düş kırıklıklarını kaderi kabul eder.  Kabuğuna çekilir.

Hâlbuki toplumun kadınlarımızın dinamizmine ve üretim gücüne en çok da anne kimliğinin aile içindeki marifetlerine ihtiyacı vardır.

Toplumun en küçük yapı taşı mahiyetindeki aile ve aile bireylerinin görev ve sorumluluklarının hızla değişime uğradığı bir ortamda. Kadının anne kimliğine yüklediği anlam ve bu kimliğe sahip çıkmak için gösterdiği çaba çok önemlidir.

Yıllarca yaşadığı sosyal yapı içinde, dünyada neler olup bittiğinden habersiz olan kadınlarımızın, çalışma hayatında neden olmadığı sorgulandı da, anne kimliğinin nasıl yok edildiği, kadının bu kimlikle neleri değiştirebileceği neredeyse hiç ciddiye alınmadı.

Demem o ki, annenin en önce kendini bilmesi, marifetlerinin farkına varması gerekir.

Bu farkındalık çocuklarımızın dolayısıyla toplumumuzun bekası için çok önemlidir.

“Çocuğunda sevmediğin bir hal görüyorsan, o hal senin arzu ettiğindir, kendini düzelt.” Hasan-ı Basrî (k.s)

Kadın bilgi ve beceri gibi önemli bir iddianın sahibi olmalı. Kimliğine hediye edilen marifetlerinin farkına varmalı.

Toplumun kadınların vereceği doğru mesajlara ihtiyacı var. Özellikle büyüklerinin davranışlarını taklit ederek şekillenen çocuklarımızı düşünürsek.

Kadın kendi hikayesine, kendiyle anılan ve kendine yakışan becerilerine ve bilgiye sahip çıktığı an, toplumun geleceğine damgasını vurmuş demektir.

Mesele kadının toplumda ve ihtiyaç duyulan yerde, kendini nasıl ve ne şekilde konumlandırdığı, nasıl var etmeye çalıştığıdır.

Her alanda kirlendiğimizi söylerken, bir annenin sevdikleri ve yaşadığı toplum için neler yapabileceğini, kendinden nasıl vazgeçebileceğini gören toplum ancak, kendine gelmek için titrer. Çocukları ve ülke geleceği için kendi çıkarlarından vazgeçmesini bilmeyenlerin kadının anne kimliğinden öğreneceği, örnek alacağı çok şey vardır.

Ahtapot anneliği hiçbir canlının anneliğine benzemez. Dişi ahtapot çiftleşmeden sonra bir oyuk bularak oraya yerleşir. Yumurtlamaya başlar ve yumurtlama işlemi bittikten sonra kuluçkaya yatar. Her ne pahasına olursa olsun yuvasını terk etmez, yavrular yumurtadan çıkmadan açlığa dayanamazsa birkaç kolunu yer ve bu şekilde tüm yavrular yumurtadan çıkıncaya kadar hayatta kalır ve yumurtaları korur. Ancak uzun süren kuluçka dönemi onu aç ve bitkin bırakır, tüm yavrular yumurtadan çıkınca o da yuvasında can verir.

- Bu yüzdendir ki hiçbir dişi ahtapot yavrularının büyüdüğünü göremez.

Kişisel menfaatlerin ve hırsların havada uçuştuğu bu kirli ortamda insanların hangi değerler için mücadele vereceğini bilmesi lazım. İnandığı değerlerin ve anne kimliğinin hakkını veren kadınlarımıza selam olsun.