TEK AYAK, TEK YÜREK, TEK HEDEF...

12.Ocak.2018

Tek yürek halinde tek hedefe odaklanmayı,varmayı anladık da, “tek ayak” neyin nesi oluyor? Ya da, büyük hedeflere tek ayak ile nasıl varılır? * Soruların cevabını, tek ayak üzerine vermeye kalkmak bile bana zor geliyor, yük geliyor! Ama, Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin 54. Antalya Buluşması’nın ikinci gününde, “TEK AYAK, TEK YÜREK, TEK HEDEF” ana başlığının altına “GURURUMUZ AMPUTE FUTBOL MİLLİ TAKIMI” denilerek sıralananları heyecandan dizleriniz titreyerek, göğsünüz deprem kıvamında çarparak, mutluluk ve gurur gözlerinizdeki yaşları sellere, sağanaklara dönüştürerek çıplık gözle izler ve de dinlerseniz cevabı yaşamadan da olsa bulma, verebilme yolunda birkaç adım kaydedersiniz! * TRT’den meslektaşımız Cem Çınar’ın moderatörlüğünü yaptığı oturum, TSYD’nin geleneksel buluşmalarında bugüne kadar gerçekleştirilenlerin içinde hatıralarda iz bırakacak en mükemmeli idi. Nasıl olmasın ki, tek ayakların büyük bölümünü Türkiye’nin birlik ve dirliği için silahlı kuvvetler çatısı altında görev yaparken kaybeden aslanların, futbolda son Avrupa şampiyonluğunu kazanırken verdikleri mücadele, değil tek bacakla, çoğumuzun 2’yi bırakın 4-5 bacakla bile yapabileceği bir iş, uğraş değildi. Hele hele, İngiltere karşısında uzatma dakikalarında yaptığı 10 ayaklık vuruş ile Türkiye’yi Avrupa şampiyonu yapan takım kaptanı Osman Çakmak’ın, kendisine yöneltilen bir soruya, “Biz vatan savunmasında tek ayağımızı kaybettik diye üzülmüyoruz. Hele hele canlarını veren aziz şehitlerimiz, silah arkadaşlarımız varken. Bizimkisinin esamesi mi olur” cevabını vermesi yok mu? * Haa, yeri gelmiş iken, bu bir spor yazısı değildir. İçinde TSYD, futbol topu ile elde edilmiş Avrupa Şampiyonluğu var diye bu satırları sporla ilgili saymayınız. Milyonlarca engelsizin duyarsızlıkları, kıllarını kaybetme korkusu içindeki yaşamları ortada iken, herhangi bir uzuvları eksik olmasına rağmen fiziki olarak da tam teşekküllü imişçesine sergiledikleri cesaretin ifadesidir. Dahası, insan olmak fiziki bir varlıkla ne ifade, ne de izah edilebilecek bir şeydir. İçinde ruhun olmadığı (ruhsuzlar) yürüyen cesetlerin Allah indinde “kul” sayılmadığının işaretidir. Ya da şairin; “Siz hayat süren leşler” diye tarif ettiği gibi...