TABLO UMUT VERİYOR AMMA!..

16.Mayıs.2018

24 Haziran 2018 seçimlerinde seçmenin önüne konulan tablo umut  vericidir diyebiliriz. Partiler legal ittifaklarını yapmışlar. Böylece ittifaklara dahil olan partiler için baraj diye bir sorunun kalmadığı ve aldıkları oylar oranında parlamentoda temsil edilebilmeleri imkanı doğmuştur. Cumhurbaşkanı adaylarının listesi de yayınlanarak halkımızın önüne güzel ve demokratik bir tablo konulmuştur. 24 Haziran'da da halkımız bu tabloya göre seçimini yapacaktır.

Ancak böyle bir tablonun hazırlanarak seçmenin önüne konulmuş olmasının, yapılacak olan seçimlerin tam demokratik kurallara uygun olarak gerçekleştirileceği anlamına gelmez. Bugün sokağa çıkın, özellikle de muhaliflerden kime sorarsanız sorun seçimlerin sağlıklı ve hilesiz hurdasız yapılabileceğinden endişe etmek de olduğunu teşhis edeceksiniz. Hatta AK Parti'nin dört kurucusundan biri olan Sayın Bülent Arınç "Yazıda gelse, tura da gelse hiç fark etmez, her iki durumda da seçimi iktidar kazanır" gibi çok iddialı bir laf etmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı "Biz metro hizmetlerinin önceliğini en çok oy aldığımız bölgelere göre tespit edeceğiz" gibi hiç söylenmemesi gereken konuşmalar yapmıştır. Seçimlerin sağlıklı ve güvenli yapılıp yapılamayacağı hususunda her vatandaşın zihninde ciddi endişeler ve tereddütler vardır.

Vatandaşımızın zihninden bu tür tereddüt ve endişelerin bertaraf edilmesi görevi sadece ve sadece  iktidardakilere düşmektedir. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı "Her parti her sandığa görevli göndersin" diyerek sorumluluğu siyasi partilere yüklemeyi amaçlamıştır. İlk bakışta bu doğru bir yaklaşım gibi gözükse de, hayır bu seçimin güvenliği için asla yeterli ve demokratik bir yaklaşım değildir. 

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı kullanılan oyların güvenliğinin sağlanması görevini siyasi partilerden değil devletten talep etmelidir.

Siyasi partiler, seçimlerde  kullanılacak olan oyların güvenliğini kendileri sağlayacaksa, bu ülkede devlet ne iş yapar?

Demokratik ülkelerde seçim güvenliğini ve seçmenin zihninde oluşan tereddüt ve endişeleri bertaraf etmek devletin asil görevlerinin en başındadır. Elbetteki siyasi partiler sandıkların başında üye ve müşahit bulundurabilirler. Ancak bu, seçim güvenliğini sadece ve sadece devletin organlarının sağlaması gerektiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. 

Vatandaşın kullandığı oyların açık, şeffaf ve güvenli bir şekilde kayıtlara geçmesini sağlamak ancak ve yalnız devletin görevidir.

Vatandaşın kullandığı oyların akıbeti demokratik bir devletin namusudur.

Devlet, kullanılan oyların akıbetini siyasi partilerin sandık görevlilerine savsaklayarak kendi namusunu koruma sorumluluğundan kaçamaz, kaçmamalıdır.

Tablo olumlu gözüküyor amma, vatandaşın kullandığı oyların akıbeti ile ilgili tereddüt ve endişeler can acıtıyor.

Yazarın Diğer Yazıları