Su kaçakları

10.Ocak.2018

Son günlerde ‘su kaçağı’ ve ‘metal yorgunluk’ nedeniyle görevden alınan belediye başkanları kamuoyunu sıkça meşgul etmektedir. Vatandaşların bildiği ancak şikâyet etmekten kaçındığı yolsuzluklar, hırsızlıklar, kanuna aykırı işlemler yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Ancak bu tartışmalarda en dikkati çeken unsur ‘benim hırsızım-senin hırsızın’ ayrımı yapılması, insanların bu konuda bile partizan düşüncelerle hareket etmesidir. Hatta ‘adalet adına mangalda kül bırakmayanlar’ bile hırsız kendilerinden ise hemen hırsızı savunmaya başlıyorlar. Hâlbuki hırsızlık, rüşvet gibi suçlar bütün topluma karşı işlenmiş suçlardır. Bütün vatandaşlar hırsızlık kimden gelirse gelsin buna topluca karşı çıkılmalı ve ayırım yapmadan lanetlenmelidir.

Bu tip toplumsal ahlaksızlıklar toplumu içten içe kemirmekte, yönetim sınıfına karşı güvensizlik doğurmaktadır. Temiz toplum, temiz yönetim anlayışı zedelenmektedir. Yolsuzluklarla mücadele hususunda toplumda karamsarlık oluşmakta ‘böyle gelmiş böyle gider’ mantığı egemen olmaktadır.

Kamu kurum ve idarelerini yönetenler yolsuzluklarla amansız bir şekilde mücadele etmeli ve ucu nereye dayanırsa dayansın hiç çekinmeden gerekli soruşturma ve kovuşturmaları yapmalıdır. Bu konuda bilhassa denetim mekanizmaları daha sistemli bir şekilde çalıştırılmalı, suçlular tespit edilip mahkemelere çıkarılmalıdır.

Son zamanlarda bu yolsuzlukların özellikle kişilerin kurdukları özel vakıflar üzerinden yapıldığına dair toplumda yaygın bir kanaat vardır. Bu nedenle vakıfların kurulması daha sıkı esaslara bağlanmalı, özel vakıflara yapılacak bağışlar miktar olarak sınırlandırılmalı ve toplanan yardım ve bağışların nerelere harcandığı çok sıkı bir şekilde denetlenmelidir.

Bütün bunları yapmazsak yolsuzluklar her geçen gün daha da artacak, toplum bütün yöneticilere aynı gözle bakacak temiz yönetim temiz toplum idealleri son bulacaktır. Onun için hiçbir ayırım yapmadan bu hastalıkla sonuna kadar mücadele etmeliyiz. Aksi takdirde ‘su kaçakları’ bütün devlet teşkilatını kaplar, baş edilemez bir duruma gelir.