Soysuz ABD'nin “SOYLU” düşmanlığı!

09.Ağustos.2018

Diğerlerini bilmem ama, Süleyman Soylu’ya yönelik ABD kararını hayretle karşılayanlara ben hayret ederim! Neden mi? ABD’nin Süleyman Soylu ile niyeti ve hesabının olması, bunu da 3-5 gün önce ortaya koyması öylesine yakın bir tarihin hesaplaşması değildir ki! Çünkü, Sayın Soylu, Türkiye’ye yönelik her türlü melanet hareketinin içinde ABD’nin olduğunu daha 15 Temmuz’un üzerinden bir gün geçmeden Habertürk ekranından açık açık dile getirmiş, ortaya koymuş, cümle aleme de ilan etmiş bir devlet adamıdır. Biz de o gün kullandığı ifadeleri bir gün sonrasında bu sütunlarda sizlerle paylaşmıştık. İşte çoklarının kuyruklarını kıvırıp seslerini çıkarmadığı bir süreçte Süleyman Soylu’nun açık açık, Amerikalının gözünün içine bakarak söylediği net gerçekler: “Türkiye’deki bütün bu oyunların, terörün, Suriye’nin, Irak’ta olup bitenlerin, bugün olup bitenlerin arkasında Amerika’nın kendi hevesleri var.” Evet! Bunun için diyorum ki; “Soysuz Amerika’nın, Süleyman Soylu düşmanlığı normal! Çünkü Coni, gerçekleri söyleyen herkese düşmandır!”

ARACILI VE MARKET RAFLARINDAKİ KURBAN; İBADETİN KUTSALLIĞINI BULANIKLAŞTIRIR…

Direkt olarak değil de, aracı tefeciler eliyle kurban ibadetinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak iki cümle de olsa doğru bir açıklama görmek, “yine de memlekette doğruyu konuşanlar var” dedirtmedi değil. Kurbanlıkları ahırlardan raflardaki paketlere taşıyıp, kredi kartına taksit de yapıp, online sistemi ile (!) adrese teslim yapan marketlerle ilgili olarak meslektaşlarımız Trabzon Müftülüğünden “anlayana sivri sinek saz” hesabıyla şöyle kısa bir açıklama aldılar: “Normal kurban alışverişinden daha düşük bir iş olur. Çünkü faize bulaşma var. Dolayısıyla kurban ibadetinin kutsallığına karşı bir bulanıklık karıştırılmış olur. Mümkün olduğu kadar faize bulaşmadan, kredi kartı kullanmadan ibadetin yerine getirilmesi daha uygundur.” Şimdi sıra geldi; “Türkiye’de oturup, Afrika’dakiler için 400 TL vermenin kurban yerine geçip geçmeyeceği” sorusuna cevap beklemeye! Sahi, din ve diyanet işleri ile ilgili habire basın toplantısı düzenleyen bir sürü dernek, cemaat, vakıf vardı! Niye onlardan “tık” yok! Dilleri mi lâl oldu?

DÜŞTÜ DÜŞMESİNE DE!

Ben onu bunu anlamam! Ama “öyle oldu”, yok “böyle oldu!” 24 Haziran öncesinde en çok duyduğumuz kelâm ne idi? “Dolardaki artış suni. Seçimden 3-5 gün sonra hemen düşmeye başlayacak.” Haklıymışlar! Ama düşeni yanlış tahmin etme haricinde! Çünkü düşen dolar değil, her zaman olduğu gibi Türk Lirası oldu.

TRABZONSPOR’DA İŞLER YOLUNDA GİDERKEN!

Trabzonspor’da öyle veya böyle, az veya çok, eskiye oranla işler yolunda gidiyor. Gidiyor gitmesine de, “Yöneticinin iyisi işler yolunda giderken, gelecekte nelerin kötü olabileceğini tahmin eden, gören ve de ona göre tedbir alandır” gerçeği de ortada duruyor. “Duruyor!” Çünkü, başta Ahmet Ağaoglu ve ekibi “yönetim” anlayışını “topyekünlük” içinde yapmaktan vazgeçer gibi olduğu yolunda görüntüler veriyor. Aman dikkat! En küçük bir kararda bile, önce yönetim, sonra camia ile paylaşma “olur” alınarak yapılsın ki, sevinçte ve tasada tüm Trabzonspor birlik olsun.

LÂF EYLEMEK…

Geçen akşam kanallardan birindeki sohbette; “Az lâf imandan; çok lâf nifaktandır” hadisini duyunca önce, meydanlar ve kürsülerdeki siyaset erbabı ile devlet-i aliyedekiler aklıma geldi! Sonra da Ziya Paşa’nın durmadan hatırlattığım; “Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz” sözü!