Sokaktaki yahni

11.Kasım.2017

Çocuktum. Her çocuk gibi hayallerim vardı. Her çocuk gibi dünyayı yetişkin olduğum dönemden çok farklı algılıyordum. Her çocuk gibi öğretmenimi süper kahramanım yapmıştım. Onun söyledikleriyle çeliştiğini düşündüğüm her konuda, o konu hakkında fikir beyan eden kişinin nasıl olup da böyle bir şeye cüret edebildiğine anlam veremiyordum. Öğretmenim her şeyi biliyordu. Ne derse doğru olurdu!

Derken günün birinde, benim canım öğretmenim, bir Cumhuriyet Bayramı’nda sınıfı temsilen bir kişinin şiir okuyacağı müjdesini vermişti. O kişi ben olmalıydım ve bunun için çok çalışmıştım. Finale kalan iki kişiden biri olarak şansımı yüksek görüyordum ve her şeyin en iyisini bilen öğretenim elbette bu işi gerçekten çok isteyen beni seçmeliydi. Son gün seçim yapmasını beklerken anlamsız bir tavırla karşılaşmıştım.

İkimizin de birer fıkra anlatmasını istemiş, sınıf en çok hangimize gülerse şiir okuyanın o kişi olacağını söylemişti. Duyduğum en saçma şey buydu ve bunu kahramanım yapıyordu! “Rakibim” tahtaya çıktı. “Bir gün bir adam yolda Nasreddin Hoca ile karşılaşmış” diye başladı. “Adam ‘Hocam, az önce bir adam, elinde bir koca tepsi yahni ile şurdan geçti’ demiş” diye devam etti. Merakla dinliyordum.

“Hoca ‘bana ne!’ diye cevaplamış” diye sürdürdü. “Adam ‘iyi de hocam, yahni sizin eve doğru gidiyordu’ deyince, hoca bu kez ‘Öyleyse sana ne!’ diye cevaplamış” diyerek fıkrayı bitirdi. Bence hiç komik değildi ama sınıf gülmekten yıkılıyordu. Sonrasında ben ne anlattım hatırlamıyorum bile. Ama şiir okuma yarışını kaybetmiştim ve çocuk aklımla önemli olan şey buydu. Rakibimin komik olmayan fıkrasına daha çok gülünmüştü!

Aradan geçen 30 seneden fazla sürede, ben hala bu fıkranın neresinin komik olduğunu anlayamıyorum! Bana göre o zaman da bir fıkra olmaktan çok, çok ciddi bir yol gösterişti. Herkesin öncelikle kendi hayatıyla, kendi sorumluluklarıyla, kendisinin dünyayı daha iyi bir yer yapmaya katkısının ne olduğuyla ilgilenmesi gerekirken; kendi yetersizliklerinin, mutsuzluklarının, hayatı anlamsız kılışlarının ve dolayısıyla bolca boş zamanın acısını başkalarının hayatlarını ve sorumluluklarını didik didik ederek yok etmeye çalışmaları komik olmadığı gibi, aksine, çok acıklı. Ve ayrıca hoca çok haklı.

Bizim olmayan yahniden bize ne? Bizim yahniden de size... Ne zaman sonlanacağını bilemediğimiz bir hayatta, kendimizden daha önemli işimiz var mı ki?