Sizin işiniz nedir?

02.Ocak.2018

Senelerce siyaseti yakından izliyorum. Çok küçük yaşlardan başlayan ve bizzat içinde bulunduğum Türkiye siyaseti, günümüzde artık kişilere tahammülsüzlük aşamasına geldi. Saygısızlık, patavatsız, kırıcı ve kavgacı siyasetle ülkemizin acil sorunları terk edilmiş durumda. Muhalefetin eleştirilerine mantıklı yanıt yerine hakaret ve tehditle yanıt vermek moda oldu. Ancak bu gibi tehditlerin yönetenler tarafından olursa başka görünümlere gebe!

İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu, bakanlığı ile ilgili yanıtlanması gereken soruları bir tarafa bırakarak, başkalarını korumak için düştüğü telaşın içinden acaba bende nasıl çıkabilirim kuşkusu mu yatıyor? Her defasında kartvizitinin gölgesinde siyasetle ilişkisi olmayan kelimeleri kullanarak makamının ağırlığını göremiyor.

Tabii ki, aynı yollarda yürüyen arkadaşları da, bizler de bir şeyler ifade edelim diye ekonomik göstergeleri görmezlikten gelerek, yüzde on bir büyüme Türkiye’ nin başarısıdır diyebiliyor. İşte bu ifadeler çok doğru. Siyaseti kullanarak yandaş ve bağımlı olanlar, yatay ve dikey olarak büyüdüler elbette! Ancak, halkımızın refah düzeyinden söz eden yok. Köylü, üretici, tüketicinin sesi neden çıkamaz olduğunu dile getiren yok.

Bir ülkeyi yönetenler, gerçek rakamları halkından gizlemesine gerek yok. Zira halkımız açıkça tüm olumsuzlukları bizzat yaşamaktadır. Emeklinin çepine para yerine akrep girerse huzuru nerede ararlar acaba? Halkımız tüm ekonomik olumsuzlukları yaşarken, siyasilerin yanlış bilgilendirmesi insanları kanserden beter ediyor. Sizin meclisteki işiniz, birbirilerinizin yanlışlarının avukatlığını değil halkın avukatlığını yapmaktan geçer. Ama nerede? Çamura batmış siyasetçilerimiz bu anlayışla hangi politikaları üretecek?

Ya basınımıza ne demeli? Bile bile tüm yanlışlıkları gördüğü halde halkımıza ve okurlarına doğruları aktaramıyorlarsa, işte demokrasinin bittiğinin göstergesidir. Ancak, asıl biten, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in güven duyulan ve yüzde yetmişlerden yüzde otuzlara düştü dediği yargıdır. Neden mi? Ülkemizde güneşe çıkan tüm olaylar adalet sayesinde gecenin koyu karanlığına kapanmasıdır.

Bizler halkına hesap vermeyen siyasetçiler aramıyoruz. Bizler hukuku baş tacı yapan bir anlayışla halkına ve ülke çıkarlarına hizmet eden, doğruluktan ayrılmayan siyasetçiler istiyoruz. Bu gibi kişilere acilen ihtiyacımız vardır. Bizler gülümseyen bir meclisin gür sesini duymak istiyoruz. Hakaret eden, kırıcı ve kavgacı feryatları duymak istemiyoruz.

Halkımızın tek beklentisi budur!