Sizin için diktatör diyorlar

03.Aralık.2017

Hamdullah Suphi Tanrıöver’in GÜNE BAKAN’ın sonuncu cildi olarak hazırladığı eserinin “Talat Paşa’dan Gazi Mustafa Kemal’e kadar devirler şahsiyetlerinden hatırlanmaya değer izler...” Noktasına virgülüne dokunmadan aynen siz değerli okuyucularımıza aktarıyorum...

Aydın’dan TBMM'ye girmiş ve maarif vekilliği de yapmış olan Dr. Reşat Galip bir gün Mustafa Kemal’e, bir hayli kalabalık olan bir sohbet toplantısında şu suali sordu: “Sizin için diktatör diyorlar...” Mustafa Kemal, bu ve buna benzer çıkışların kaynağını bilen adamdı. Sohbette olanlara göz gezdirdi. Bakışı Hamdullah Suphi Tanrıöver’e takıldı. O Türk Ocaklar Genel Başkanı olarak Dr. Reşat Galip’in düşünce inşacıları arasında idi: Mustafa Kemal soruyor: “Siz böyle bir soruya cevap verebilecek olanların önündesiniz. Siz ne düşünüyorsunuz? Ben diktatör müyüm? Hamdullah Suphi, tereddütsüz şu cevabı verdi: “Hiçbir hakiki diktatöre, hele böylesine kalabalık önünde böyle bir sual sorulamaz. Ben zannediyorum ki, Dr. Reşat Galip gelecek zamanlarda adınızı verdiğiniz devir tetkik edilirken, bütün olup bitenlerin size izafe edilmesi ihtimaline karşı tescil edilmiş bir açıklama yapmanız arzusuyla bu suali sormuştur...”

Gazi Mustafa Kemal, bir an susuyor, sonra kelimelerin üzerine basarak diyor ki: “Ben diktatör değilim. Çünkü fikirlerimi ve düşüncelerimi zora dayanarak kabul ettirmeyi asla benimsemedim, arzulamadım ve tatbik de etmedim. Ben, yaşadığım zaman içinde milletimin hayrına, refahına ve maddi manevi saadet ve haysiyetine uygun gördüğüm tedbirlerin alınmasına çalıştım. Hepsinin muhassalası medeni ve ileri bir hayatın yaratılması gayretidir. Ben, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış düstur bırakmıyorum. Benim manevi mirasım İLİM ve AKIL’dır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkilat önünde belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, aklı ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telakkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin inkişafını inkar etmek olur. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar...”

Değerli okuyucularımız, lütfen dikkat ediniz! Buradan bir ders çıkarmak lazım gelirse... Bugünkü demokratik sistem içerisinde, milletin hür ve bağımsız iradesiyle işbaşına getirdiği liderlere zaman zaman diktatör yakıştırmasını kimlerin, hangi çevrelerin yaptığını sizlerin yorumlarınıza bırakıyorum.