Size Acımak Başka Devletlerin Görevi Değildir

24.Eylül.2018

Bir millet yaşamak istiyorsa güçsüz olmamalıdır. Bunu planlamak idarecilerin görevidir. Bunun da yolu en başta idarecilerin gösterişli ve keyifli değil, tam aksine, bizzat ciddi tasarrufa dayalı yaşamalarından, mutlaka bilimi, eğitimi ve üretimi esas alan ekonomik ve sosyal düzen kurmalarından geçer. Elbette bu düzen hürriyet ve adalet ortamında işler. Adaletsiz idareciler keyifli yaşama noktasında doyumsuz ve sınırsız olmaktan kurtulamazlar. Milletin sıkıntılarını normal sayarlar. Artık ölçüleri yoktur. Ellerinde devlet gücü vardır. Her şey onlarındır! Tabiatıyla güçsüz milletin devleti de güçsüz olur.

Bu defa diğer güçlü devletler bu zayıf devlete aynı davranışı gösterirler. Kendini kurtaramayanı başka devletler kurtarmaz. Burada asıl sorular kısaca şöyle olmalıdır: - Öteki devletler güçlenirken siz neredeydiniz? - Sen kendi insanına adaletsiz davranırsan, yabancı devlet sana adalet ve dürüstlük gösterir mi? İngiltere Birinci Dünya Savaşı öncesinde parasını ödediğimiz savaş gemilerini vermemişti. Bugün ABD parasını ödediğimiz uçakları vermiyor! Yani aynı şeyler yaşanıyor. Biz, Kut’ül Amare Savaşı’nda esir ettiğimiz İngiliz komutanı general Tavsent’i esir kampı yerine, getirip Büyükada’da bir köşkte misafir ettik, harbin sonuna kadar da keyif içinde yaşattık. İki sene sonra karşılığında; Arap isyanı sonucunda teslim etmek zorunda kaldığımız Medine şehrinin kahramanı Fahrettin Türkkan Paşa önce 7 ay Mısır zindanlarında yaşatıldı, sonra da (ne ilgisi varsa) Malta adasına sürgün edilip yargılandı.

Tabii ki bu durumun üç büyük sebebi vardı: 1- Osmanlı Devleti’nin zayıflığı, 2- Şerif Hüseyin’in isyanı (Arap kalleşliği), 3- Başka devletin size acımak görevinin olmaması. Eğer ağlamadan okuyabilirseniz, Feridun Kandemir’in yazdığı “Fahrettin Paşa’nın Medine Müdafaası-Peygamberimizin Gölgesinde Son Türkler” isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim. Sevgili okurlar, var olmamız ve Türk milletine yakışır şerefle yaşayabilmemiz için topyekûn millet ve devlet olarak güçlü olmak, hem ekonomik hem de siyasi bağımsızlığımıza sahip olmamız şarttır. Yaşadığımız bunca sıkıntılara rağmen Ankara’nın yeteri kadar akıllanmadığı görülüyor! Üretim yapacak hiçbir fabrika kurulmuyor, paramız yine betona gömülüyor, hala tarım ürünleri ithal ediliyor. Bu yanlışlar yetmiyormuş gibi adı söyleniyor ama ciddi tasarruf yapılmıyor, parça parça ülke yabancılara satılıyor! Yani miras tüketiliyor!