Siyasette önümüzdeki yeni dönem!

18.Kasım.2018

2019 Mart ayında yapılacak mahalli seçimler yaklaşıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk mahalli seçimleri olması bakımından siyasi partilerde hem heyecan, hem telaş ve hem de bazı şaşkınlıklar yaşanıyor!

Ülkemizin her tarafında; sonu gelmeyen tartışmalar, her gün yenilenen iddialar, hakaretler, suçlamalar içerisinde sanki düşmanla savaşıyoruz gibi bir ortam oluşuyor! Hâlbuki birbirimizle değil, düşmanla savaşmamız gerektiğini çoğu kez unutuyoruz!

Bütün değerlerimizi inkâr eden bir anlayış ile toplum adeta savruluyor. Yalan, iftira, gıybet pazarından kim ne alıyorsa kazanç sayıyor! Ortadoğu ülkelerinin tarih boyunca bir türlü söndürülemeyen “kabile merkezli” yaklaşımlarını çoktan aşması gereken toplumumuz, batının Ortaçağını yaşamayı medeniyet zannediyor!

İhtiyacımız ve hakkımız olan medeni ülkeler gibi yaşama hakkımızı çoğu kez birileri kendince oluşturduğu hurafeler ile elimizden alıp göçüyor! Başkalarının hakkımızda söyledikleri yalan ve iftiralara kolay inanıp, sonra da bunları bir iman derecesinde sahipleniyoruz!

1939’lu yıllarda Hatay’ın anavatana katılmasını önlemek için Fransızların uydurup bizi inandırmaya çalıştıkları ve kısmen de başarılı oldukları yalan ve iftiraya bakar mısınız? Hatay’ın anavatana katılması halk oylaması öncesinde, Fransızlar Hataylılara diyor ki; sakin Türkiye Cumhuriyetine katılmayı kabul etmeyin, çünkü sizler Müslümansınız, ama “Türkiye’de camiler ahir olarak kullanılıyor”!

O günlerde çokta itibar edilmeyen bu yalan ve iftira ne yazıktır ki bu günlerde birbirlerini suçlamak isteyen siyasi taraflarca sanki gerçekmiş gibi kullanılıyor. Aynı şekilde; Ermeni çetelerin Doğu Anadolu’daki katliamlarına müsaade etmeyen II. Abdülhamit için ayni çevrelerin uydurduğu yalanı bizler yıllarca ders kitaplarında gerçekmiş gibi çocuklarımıza okutmadık mı?

  1. Abdülhamit’in aldığı tedbirlerle bölgede faaliyet imkânı bulamayan Ermenilerden Fransa’ya göç eden Ermeni bir ailenin çocuğu olan yazar Albert Vandal; II. Abdülhamit için “kızıl Sultan” (la regua sultan) isimli eserini yayınlamıştı! Biz de bunu doğru mudur, yanlış mıdır demeden, ders kitaplarına bile koydurup yıllarca çocuklarımıza bir ermeni katilin yalan ve iftiralarını gerçekmiş gibi anlatmışız! Katillerin masum insanları katletmesine müsaade etmediği için mi II. Abdülhamit Kızıl Sultan oldu hiç düşünmemişiz! Ve yine bu milletin sinesinden çıkıp talihini ve tarihini değiştiren Mustafa Kemal için; İngiliz istihbarat uçaklarınca, kurtuluş savaşı süresince Anadolu’ya havadan atılan bildirilerdeki yalan ve iğrenç iftiraları bu gün tekrar edenler, sanki itibar rütbesi almış gibi alkışlanıyorlar, ne yazık!

Şunu bilmeli ve unutmamalıyız ki; coğrafya milletlerin kaderi ise, Tarih te milletlerin gerçek hayatıdır. Bu bakımdan tarihimizi iftiralardan, dinimizi hurafelerden kurtarmak için iyi bilmeli ve öğrenmeliyiz. Birbirini her gün suçlayan siyasi tarafların sonu gelmez ihtiraslarından bu millet çok yoruldu. Siyasette yeni dönemde; birbirimizi itham etmeden, suçlamadan, ayni milletin şerefli ve eşit bireyleri olduğumuzu unutmadan çalışmalarımızı yapsak ne kaybederiz!

Önümüzdeki seçim çalışmalarında, tarafların siyasi tahammül kültürlerini geliştirerek, birbirlerine karşı, kaynağı gerçek ve de ihtiyacımız olacak modern projelerle üstünlük sağlamaya çalışmalarını diliyoruz.

Eskiyi boyatıp yeni demek ile yeni olunmuyor ey ahali!