SINAVLAR VE NESİLLER

07.Temmuz.2018

Akademisyenlik dünyanın her yerinde zordu. Her yerde kendine özgü bazı zorlukları vardı ama sonuçta zordu. Yoğun çalışma temposu haricinde izlenmesi gereken kurallar açısından da anlamlı farklılıklar vardı. Mesela Türkiye’de büro- kratik zorluklarla boğuşmaya alışmıştık. ABD’de 12:00 yerine 11:59’da öğle yemeğine çıkmanın bir açıklaması yoktu. Japonya’da yazılı olmayan kurallarla ortaya konulmuş hiyerarşik yapı çok zorlayıcı olabiliyordu. Farklı kültürler, farklı yapılar ve davranış biçimleriyle farklı akademisyenlik modelleri oluşturmuştu. Bu farklara ilişkin en anlamlı bulduğum olayı ise ABD’de yaşamıştım. Türkiye’de sınav yaparken kullandığım A, B, C, D grupla- rına ayırma tercihim çok tuhaf karşılanmış ve nedeni anlaşılamamıştı. Sonrasın- da sınav sırasında bir hoca tarafından sohbet etmeye çağrılmış, “Ama sınav yapılıyor” dediğimde ise “Zaten o yüzden çağırıyorum, başka ne zaman sohbet ede- biliriz ki?” diye sorması üzerine sınav salonundan çıkmak ve yanına gitmek durumunda kalmıştım. Sınavın güvenliği ile ilgili sormaya çalıştığım şeylerin hiçbiri anlaşılamamış, sonuçta kopya endişemi dile getirdiğimde ise “yok artık” türü ifadelere maruz kalmıştım. Bir an kendime Türki- ye’de sınav yaptığım salonu bir süreliğine terk etmem ve salonu kendi haline bırakmam durumunda olabileceklerle ilgili so- rular sorduğumda ise derin bir üzüntü hissetmiştim.

“Muasır medeniyet” hedefimize doğru koşarken teknik bilgi ve donanım kadar etik değerler konusunda da hassas davranmamız gerektiği gün gibi açıkken, en çok güvendiğimiz bu yönümüzden en çok gol yiyeceğimiz de son derece açık görünüyor. İleride hak ettiğimiz yaşam kalitesine ulaşabilmemiz için, içinde başkalarının hakkına saygı duymayı, dürüstlüğün bir erdem değil insana yakışır bir davranış biçimi olduğunu, rölativite teorisi kadar deodorant kullanmayı da içeren bir eğitim anlayışına ivedilikle ihtiyaç duyuyoruz. Umuyorum reformist bir eğitim anlayışı ile geleceğe güvenle bakmamızı sağlayan nesilleri şekillendirmek mümkün olur. Aksi durumda yaşamı birbirimiz için zorlaştırmak dışında iddialı olabileceğimiz çok fazla alan görünmüyor. Fikri hür, vicdanı hür, vatansever, maddenin madde olduğunun farkında olan nesillerle zorlu yarışlar içinden zaferlerle çıkmak dileğiyle...