RAMAZAN AYI VE DEĞERLERİMİZ

08.Mayıs.2018

Her zaman olduğu bu ramazan ayı da dünya işleriyle hemhal olurken gelip çattı. Zaman su gibi akıp geçti. Ramazan ayları kutsallığının dışında benim için her zaman canlılık, mutluluk ve huzur demektir. Belki çocukluğumuzdaki o güzel ramazanları yaşayamıyoruz. Ya da özlemini çektiğimiz ve her daim tatlı bir hatıra olarak anlattığımız o ramazan sohbetleri, iftarları bir daha olmayacak. Evet, eski ramazanlar ile şimdiki ramazanlar arasında dağlar kadar fark var. Ama yine de bir minicik kırıntı bile olsa şimdiki ramazanlarda o günlerin huzurlu, nükteli ve bol sohbetli yönlerini bulabiliriz. Her şey bitmiş değil... Her ramazan bereketiyle gelir. Bu ramazan da hiç şüphesiz bereketiyle gelecek. Allah'ın kulları olarak bizim yapmamız gereken şey ise ramazanın ruhuna uygun olarak kulluk vazifemizi en güzel şekilde yerine getirmektir. Dedik ya, ramazan ayı bereketiyle gelir. Bu bereketi sadece rızık olarak düşünmemek gerek. Birbirlerimizle olan ilişkilerimiz, arkadaşlıklarımız, dostluklarımızı da bunun içine katmalıyız. Ayrıca toplumumuzu ayakta tutan sevgi ve saygı bağları en çok ramazan ayında vücut bulmuyor mu?

Her geçen gün komşuluk ilişkilerinin, sevgi ve saygının, merhametin, şefkatin yok olduğu günümüz toplumlarında en çok ihtiyaç duyduğumuz şey ramazanın bütün bu değerleri içine alan o mübarek iklimini en ücra köşelere kadar taşımaktır. Aslında ramazan iklimi, gün geçtikçe bireyselleşen, bencilleşen biz insanların bütün dertlerine derman olacak yegane iklimdir. Bu iklim öylesine bir iklimdir ki, zengini ve fakiri de aynı potada eritir. Ve insanlara şu düşünceyi hatırlatır: Makamınız, malınız mülkünüz ne olursa olsun Yüce Allah katında bunların hiçbir değerinin olmadığını hatırlatır. Komşuluk bilincini, yokluk ve varlığı hatırlatır.

Peki dünyada birbirlerimizin ihtiyaçlarını karşılamak, elimizdeki avucumuzdakileri komşularımızla paylaşmak kadar daha değerli ne olabilir? "Veren el alan elden üstündür" şiarıyla hareket eden İslâm medeniyetinin bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğu tam da bu anlayış değil mi? İşte her ramazan ayında elimize bu fırsat geçiyor. Bunu değerlendirmekten daha önemli ne olabilir? Sözlerime burada son verirken bir kez daha "Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan" diyorum ve Yunus Emre'nin şu dizeleriyle veda etmek istiyorum:

Bir kez gönül kırmış isen,

Bu kıldığın namaz değil,

Bir bahçeye giremezsen,

Durup seyran eyleme,

Bir gönlü yapamazsan,

Yıkıp viran eyleme...