PEŞİN PARANIN KOKUSU!

06.Haziran.2018

Bu sezon da çayını erken satan üretici zarar etti...

Geçen sezon olduğu gibi iklim şartlarının normallerin üzerinde olmasından dolayı çay sezonu erken ve tüm bölgelerde aynı anda başladı. Oysaki ÇAYKUR randevulu sisteme geçeli çok oldu, bu acele niye? Vatandaş huzurlu bir şekilde çayını satsın diye bu sisteme geçildi ama gel gör ki Rizelinin tez canlılığı yine kendisine pahalıya patladı.

Kampanya açıldığı ilk günlerde özel sektör ÇAYKUR belirlediği taban fiyatın altına indi ve üretici maalesef ramazan ayı oruçlu olurum endişesi altında tez canlılık ederek çayı dalında bekletmedi ve bir hışımla çayını Gürcü’ye toplatarak özel sektörün kucağına gitti. Tabi bu işler arz talep meselesi. Adı üzerine özel sektör. Senin kafana silah dayatmadı ki! Çaykur Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim birçok kez uyardı, ‘Tüm çayınızı alacağız’ dedi, ‘Acele etmeyin’ dedi, ‘En değerli çay, dalında olan çaydır’ dedi. Bununla birlikte Çay Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan aynı şekilde ‘Üretici acele etmesin’ dedi ama şimdileri benim yanıma gelen ve dert yanan birçok üretici sanırım dinlemedi Çaykur Genel Müdürlüğü görevini vekâleten yürüten ve bu işin ehli olan Alim ve borsa başkanı Erdoğan’ı.

Bu coğrafyada çay tarımı yaklaşık bir milyon kişiyi ilgilendiriyor. Çay demek, peşin para demek. Kıştan sağa sola borçlu çıkan bazı üreticiler mayıs ayı ilk sürgün geldiği zaman bir an önce tarlaya hasata inmek istiyor. Yeşeren yeşil yaprakları bir an önce keserek, yeşil dolar borcunu kapatmanın telaşı ve işte tam bu nokta özel sektörün işine geliyor. Oysa 10 dönüm çaylığı olan ufak bir çay üreticisi erkenden paraya çevireyim, borcumu kapatayım veya ramazan ayından uğraşmayayım dediği an 10 dönüm çayı yaklaşık 18 bin lira ediyor. Tam tersi biraz sabretse, 10 gün daha beklese aynı çay 25 bin lira edecek. Arada 7 bin lira gibi büyük bir fark var, 10 günde. Bu 10 dönüm arazi için bunun 50 dönümü var, 80 dönümlü çiftçisi var. Kısaca zaten çay arazilerimize girmiyoruz, Gürcü işçilere yevmiye karşılığı çayımızı toplatıyoruz, bari erkenden çayımızın değerini düşürmeyelim. Düşürmeyin ki sonra pişman olmayın. Öyle yaz, böyle yaz, devlet özel sektöre dur desin, bunlar kefen soyucu gibi ithamlarda bulunmayın. Sen çayını vermesen, o çayını vermezse özel sektör nerden bulacak çay? O zaman onlar da fiyat artıracak, bu kez senin kucağına düşecek. Üretici uyanık olmalı. Ege’de bir bak bakalım tütün, zeytin, üzüm ve incir üreticisi zarar ediyor mu? Hepsi beraber hareket ediyor ve asla devletin açıkladığı fiyatın altına ürünlerini özel sektöre teslim etmiyor. Biliyorlar mallarının değerini ve ortak hareket ediyorlar. Bizim burada “ben çayımı bitirdim, sen daha bitirmedin mi” havasını atma yarışı var.

Çay üreticisi “ver kurtul” mantığını aşmalı. Elbette özel sektör de çay alacak ama geçimini çaydan sağlayan binlerce üretici yaş çaya gelen erken kota ile özel sektöre erkenden muhtaç oluyor. Burada peşin paranın kokusu zor günler geçiren üreticiyi cezbediyor diyebilirim.  Özetle nasıl ki evinizde çayı demlediğiniz zaman belirli bir süre geçmesi gerekiyor, çay bahçesine indiğiniz zaman da piyasaya bir bakın. Piyasa demlenmişse çayını sat, yok piyasa yeni gelin gibi çok heyecanlı ateşi yüksekse bekle. Bekle ki malın değerini bulsun, korkma, çayını dalından başkası kesmez, uçup gitmez, az sabırlı ol, cebin para görsün, sonra da gelip ağlama...