Panik yok, adalet var

05.Aralık.2017

CHP Man adalarına para transferlerinin belgelerini açıkladı. Biri “belgeler sahtedir” diyor, diğeri “hayır efendim ne sahtesi” diyor. Tartışma büyüyor. İktidar ve muhalefet çevreleri birbirlerini acımasızca eleştiriyor, hatta suçluyorlar. İş tehdit sözcüklerinin kullanıldığı ortamlara kadar uzanıyor. “Kılıçdaroğlu bunun bedelini ödeyecek” deniyor. Halbuki bir bedel ödenecekse bunun kararını bağımsız mahkemeler verir. Karşı taraf da kendine göre hamleler yapıyor. Ortam geriliyor. Toplum tedirgin oluyor. Demokrasiye inanan ve adalete güvenen vatandaş “iki arada bir derede” misali tedirgin hislerle olan biteni şaşkınlıkla izliyor.

Halbuki biz demokratik bir ülkeyiz. Hatta ileri demokratik bir ülke olduğumuz da söyleniyor. Hal böyle ise, bu Man adası belgeleri nedeniyle bu panik niye? Niye telaşlanıyoruz. Demokratik ülkelerde bu tür tartışmaların bir tek çözüm noktası vardır: “A D A L E T”

Adalet işin içinde olunca herkes rahat olmalı. Hiç kimse paniğe ve telaşa kapılmamalı. Ancak adalette, çağdaş adalet düzenleri gibi herkesin saygı duyacağı ciddi bir sistemle yönetilmeli. Adalete herkes güvenebilmeli. Adalet deyince istisnasız herkes ve her kesim önünü iliklemeli, dili tutulmalı ve tereddütsüz saygı duymalı.

Ülkeyi yönetenler de, insanların adalete saygılı olma ve adalete inanma konusunda tereddütler yaşamalarına mahal verecek icraat ve söylemlerden kesinlikle kaçınmalıdır. İktidar “nasıl olsa adalet benim yönetimimde” imajı yaratacak söylem ve imalardan kesinlikle kaçınmalıdır. Adalet hepimiz için ortak bir değerdir. Özellikle yönetim gücünü elinde bulunduranlar, yönettikleri insanların uğradıkları haksızlıklar karşısında dayanabilecekleri tek dayanağın adalet olduğunu bilmelidir. İktidardakiler bağımsız ve tarafsız bir adli düzeni yaratmak ve yaşatmak zorundadır. Adli kurumları zorlayarak arzu edilen şekilde tek taraflı karar almalarını sağlamaya çalışmak bu ülkedeki toplumsal yaşama yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Bu son Man adasına para transferleri tartışmaları göstermiştir ki adil bir adalet sistemi iktidarı elinde bulunduranlar için de gereklidir.

***

Amerika’da bir dava görülüyor, tartışılması ülkemizde yapılıyor. İktidar ve muhalefet ayrı ayrı amaç ve düşüncelerle okyanus ötesindeki mahkemeden netice bekliyor. Şunu bilmeli ve iyice kavramalıyız ki, Amerika’daki mahkeme ne şekilde neticelenirse neticelensin bu nihai karar ülkemizde hiç kimseye hiçbir yarar sağlamayacaktır.

Neidüğü belirsiz uluslar arası yalancı ve dolandırıcı bir kişi Amerika’da yargılanıyor, tasası bize düşüyor. İş bu duruma getirilmemeliydi. Ülkemizi yönetenler amatörce davranarak bizim Amerikan mahkemelerinin vereceği karardan etkilenmemize sebebiyet vermişlerdir. Amerika’daki mahkemenin sonucu ne olursa olsun, biz millet olarak beynelmilel bir dolandırıcının ne dediğini dikkate almayacak kadar hamleler yapabilmeliyiz.

Amerika’daki davanın bir milli mesele olduğu düşüncesi doğru bir yorum değildir. Böyle bir yorum, bir dolandırıcıyı çok ciddiye aldığımız anlamını taşır ki, bu bizim gibi köklü bir devlete yakışmaz. Amerika’daki mahkemede itiraflarda bulunan bu dolandırıcıyla bizim devlet kurumlarımızın illegal bir ilişkisi olmamışsa telaşlanmamıza da hiç gerek yoktur.

Keşke Amerika’daki bu itirafçıyı ve suç ortaklarını kendi adli kurumlarımız yargılayıp layık oldukları cezalara çarptırsaydı. Her şeye rağmen, şayet abdestimiz sağlam ve namazımızdan şüphemiz yoksa panik yapıp telaşlanmamıza da gerek yoktur.

Amerika, Başkan Trump’ın koltuğu sallanacak kadar fokur fokur kaynarken, bize zarar vermeye çalışıyor. Bu emperyal güç bize zarar vermeye uğraşırken de bizim ülkemiz iç meselelerinden dolayı huzursuz duruma getirilmemeli. İktidar da muhalefet de sakin olmalı. Her iki taraf da adalete güvenmeli.

Panik yok, adalet var.