Önce; ABD’ye “dost”! sonra Suudi’ye, “Kardeş müslüman!”

13.Eylül.2018

Başta ABD olmak üzere açık ya da gizli Haçlı donanmasının ekonomik saldırısına “savaş hali” denebilecek ölçüde maruz kalan Türkiye’de bazılarının “ağızlarından çıkanları kulakları duymuyor” herhalde! İşte Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun biri 30 gün önce, diğeri de 4 gün evvel söylediği iki garabet! Türkiye’ye savaş ilan eden ABD’nin seçilmiş değil, atanmış başkanı Trump 16 Ağustos’ta; “Türkiye iyi bir dost olmadığını kanıtladı” dediğinde Sayın Çavuşoğlu’nun cevabı; “ABD gerçek dostun kim olduğunu göremiyor” olmuştu. Yani, bizim Dışişleri Bakanı, Türkiye’yi hâlâ “ABD’nin gerçek dostu sayıyor.” Daha doğrusu, “Coni ne derse desin, ne yaparsa yapsın, Türkiye gerçek dostluktan vazgeçmeyecek” demek istedi.

Bu birincisi. Gelelim ikincisine... Hani “önderi ve lideri olduğumuz” deyip, kendi kendimize “gelin güvey olmaktan” başka bir geçerliliği olmayan, neredeyse tamamı da Türkiye’ye düşman olan İslam Alemi, ya da Müslüman ülkeler (nasıl İslam ve Müslüman iseler!) ile ilgili değerlendirmesine: 9 Eylül’de aynen şöyle dedi: “Türk ekonomisine saldırı vardır. Bu saldırının arkasında sadece ABD var dersek aldanırız. Bazı ülkelerin olduğunu biliyoruz. Kardeş Müslüman ülkeler de var.” Nasıl bir iştir? Bu nasıl bir garabettir? Bu durumda, bunları hem “kardeş”, hem de “Müslüman” nasıl sayabiliyor? Kabul edebiliyor? Çünkü, bunlar (başta Suudi Arabistan olmak üzere) bugünkü halleriyle ne Müslüman ne de kardeş asla olamazlar! Gerçi geçmişte de olmamışlardı ya!

YERLİ ÜRÜNE TÜRK BAYRAĞI…

Bir yandan “yerli ve milli” deniyor. Öte yandan başta İsrail menşeililer olmak üzere ithal ürünlerine “gık çıkarılmıyor!” Marketlerin raflarından da “ithal yiyecekler” eksik edilmiyor. Türkiye’nin T’si olan Trabzon’un yerlisi CHP Milletvekili Ahmet Kaya da, “milli” bir duruş sergileyerek, “Gelin yerli ve milli söylemi lâfta kalmasın. Türk ürünlerini tercih edelim. Raflarda üzerinde Türk bayrağı bulunanlara uzanalım” diye, makul ve mantıklı bir öneri getirdi. Hiç uzatmaya, evelemeye gevelemeye, ya da “ipe un sermeye” gerek yok! Sevgili Ahmet Kaya’nın, bu teklifine etkili ve yetkililer, hükümet edenler, hüküm verenler “balıklama dalmalıdırlar!” Dalmazlar ise, “yerli ve milli” söyleminin de “El alem işte görsün” babından ortaya atıldığını kabul edeceklerdir. İyi de; “Bu memlekette 3-5 tane tarım ürününden başka saf yerli ve milli birz şey bıraktılar mı ki?” diye de sorduğunuzu duyar gibiyim!