Neden böyleyiz?

18.Aralık.2017

Trabzonspor-Bursaspor maçındayız. Tribünler tıklım tıklım dolu, heyecan zirve yapmış durumda. Herkesin keyfi yerinde, biraz umut, biraz da kırgınlıkla olayları değerlendirenler var. Mademki diyorlar; bu takım üst üste dört maç almış, bu beşinci maçı da alır kardeşim. Art arda beş maç alabilen bir takımı daha önceki hocası nasıl bu hale düşürür diye yakınmalar herkesin duyacağı ses tonu ile söyleniyor. Bu yeni statta benim ikinci kez maç izleyişimdi. Şahsen bu tür eserlerin ben çoğunlukla nasıl kullanıldığına dikkat ederim ve her seferinde de maalesef hayal kırıklığı ile karşılaşırım! Nedeni ise çok basit; bizler ilk baştan yapar, tam bitmeden hizmete açar, ondan sonra da belli bir standartta takibini yapmayız. Her şey seyircinin inisiyatifine geçer, kurallar hatırlanmaz, görevliler adeta insanlara kuralları hatırlatmamak için, köşe bucak saklanır gibi yaparlar.

Maç başlar başlamaz önümüzde oturan bir bay ve bayan arkadaşımız, hiç söndürmeden bir devre boyu sigara içip, dumanı ile gerçekten bizleri rahatsız ettiler. Benim bildiğim statlarda da sigara içilmediğidir. Ancak yanlış yaparız, arkadaşlarımızı haksız yere rahatsız ederiz diye, devre arasına kadar sustum. Devre arasında gördüğüm ilk resmi görevliye durumu sordum: Statlarda sigara içmenin serbest olup olmadığını öğrenmek istiyordum. Kendisinin de ağzında sigara bulunan görevli bana; "Aslında yasaktır kardeşim, ama kimse burada bununla uğraşmaz" dedi. "Hatta polisler bile rahatlıkla içerler" diyerek, kendi hatasına resmi bir mazeret bile sunabiliyordu! Şaşırmıştım!

Sade sigara mı, değil tabi. Poşetler dolusu çekirdek kabukları, kuruyemiş kabukları ile oturma koltuklarının altları dolu durumdaydı. Burası maçtır, herkes buraya stres atmaya geliyor mazeretlerinin arkasına sığınarak; medeni insanlara yakışmayan davranışları yapmak elbette doğru değildi. Yetkililer bu işe ciddi olarak el atıp, yeterinden fazla sayıda bulunan güvenlikçi ve maç görevlilerine talimat verip, seyircilerimizi de zaman zaman anonsla uyarsalar pek muhtemeldir ki, herkes bu kurala uyar ve bu çirkinliklerde ortadan kalkar.

Esas sıkıntı dışarı çıkınca başladı. Maç saati öncesi geldiğimizde hemen her yerde bulunan park görevlilerinden ortalarda kimseler yoktu. Stattan çıktıktan sonra ana yola tam bir saatte ulaşabildik. Yaklaşık kırk bin kişinin doldurduğu stadın boşalması elbette zaman alacaktı, ancak yüz metrelik yolun bir saatte alınması da inanılır gibi değildi. Ne bir tedbir ne de bir görevli ortalarda görülmüyordu. Oysa onların hepsi bu görevler için maddi ücret almaktaydılar. Araçlar çiçek dikilen alanları kestirme yol olarak kullanıyor, ağaç fidanı-çiçek demeden çiğneyip geçiyorlardı. Yazıktır elbet, bu kadar muazzam bir eser ve onun çevresi bu kadar hoyrat kullanılmamalıdır. Yeterince sayıları olan görevliler bu konular da sanki hiç eğitilmemişlerdi veya eğitildikleri halde görevlerinin gereğini yapmamaktaydılar! Ağzını açıp da birine bir şey söyleyen bir Allah’ın kulu ile karşılaşmadık.

Medeni ülkeler bu problemlerini, yüz binlik statları için bile çözmüşler. Her şeyin kuralını uygulayarak, herkesin rahat bir şekilde maç seyretmesini ve maç sonrası bir karışıklık oluşturmadan evine gidebilmesini sağlamışlardır. Kural varsa, kanun varsa uygulansın kardeşim! Uygulanmıyorsa sorgulansın kardeşim! Rahat bir maç seyretme imkânımız da mı olmayacak?

Biz böyleyiz diyecek olanlara; biz böyle değildik, neden böyleyiz diyerek buradan seslenmek istiyoruz!