Ne şamın şekeri ne arabın yüzü

23.Ağustos.2018

Bu başlığı kullanmam için birçok neden var, bunların birkaçına değinmek istiyorum. Birbirleriyle savaşmayı alışkanlık haline getiren Bedevi Devletleri Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş ve insansan haklarına saygılı bir hukuk devleti olmasını içlerine sindiremediler. Türkiye Amerika’nın ambargosuna direnirken Arap ümmetlerinden Katar’dan gayrısından destek gelmedi. Aksine Türkiye döviz krizi yaşarken, Haça giden Türklerin bıraktığı dövizleri Sudi Arabistan Türkiye’ye karşı savaşan terör örgütü YPG ye 100 milyon dolar verdiği söyleniyor. Araplar iyilikbilmezler. Bunun tarihte birçok örneği vardır. Osmanlının güçsüz kaldığı yıllarda İngiliz ajanı ve subayı Lavrence ile birleşip, dinlerini Haçlı Ordularından kurtaran Türklerin çocuk yaştaki askerlerini katlettiler. Osmanlıların trene bindirerek Yemen cephesine gönderdiği 15 yaşındaki evlatlarını demiryolunu havaya uçurarak hunharca kılıçtan geçirdiler. Analarımız genç evlatları için Yemen ağıtları söyleyerek feryat ettiler. Bu insan onuru olmayan yaratıkların kafatasında, cehalet karanlığından başka bir şey yoktur.

Ne yazık ki bunlardan uzak olanın Tanrıya ve insanlığa yakın olacağını, Atatürk’ten başka hiçbir yöneticimiz anlayamadı. Bu bedevi krallıkları dünyada üretilen silahlardan çok miktarda satın alıp birbirlerini öldürürler. Gayri Müslim düşmanlarıyla silahla savaşmayı beceremediklerinden dolayı, beddua ile savaşırlar. Beddua ile savaş kazanılmayacağını bilmeyecek kadar kara cahil olan bu avanak sürülerinin petrolleri bittiği gün aç kalacakları kaçınılmazdır. Ayrıca günümüzde yeni enerji kaynakları kullanılmaya başlandı. Akarsulardan enerji elde etme yöntemi çoktan beri uygulanıyor. Buna rüzgar ve güneş enerjisi de eklenince dünyada petrole olan bağımlılık giderek azalacaktır. Güneş gezegenleriyle ve yıldızlarıyla Evrenin en büyük gücüdür. Bu doğal güçten en faydalı, en zararsız enerji elde etmek yaygınlaşıyor. Bilginlerin araştırmalarına göre Güneş bize 5 milyar yıldır ışık ve ısı verdi, bu 5 milyar yıl daha devam edecektir.

Dünya üzerinde aydın ve ışıklı insanlar yaşadığı gibi, kara cahil insanlar da yaşıyor. Çağdaş insanlar Güneşi sanatta ve edebiyatta geleceğimizi aydınlatan bir simge olarak da kullanıyorlar. Aydın insanlara Güneşin aydınlığı, ışığı ve enerjisi yetiyor. Kara cahillere de petrol ve kömür enerjisi daha çok yakışıyor. Bu tür enerji ile haşır neşir olanlar servetlerine kara servet katıyorlar. Bu yaşam düzeni oryantalist ümmetlerde Arapsaçına dönmüş biçimde sürüp gidiyor. Türkiye’yi etkisi altına alan bu kara çarşaf sürülerinden korunmak, Pozitif bilimsel eğitimle mümkündür. Bilimsel eğitimden korkanlar karanlığın girdabından kurtulamazlar, bizden söylemesi.