NE ŞAM’IN ŞEKERİ NE ARABIN YÜZÜ

07.Mart.2018

Arapların yaşadığı coğrafyada gelişen olaylar hiç bitmez. Çünkü Araplarda toplum bilinci yoktur, kendilerini yöneten diktatör kişilere inanırlar.

Türkiye’yi ilgilendiren bu coğrafyada yaşayanları daha iyi tanımak için kısa bir tarihsel yolculuk yapalım. Haçlı ordularından topraklarını, dinlerini ve namuslarını kurtardığımız Arapların Türkiye’yi örnek almaları gerekirken Türkiye’ye düşmanlık beslediklerini biliyoruz. Nerede bir Osmanlı eseri varsa onu dozerle yıktılar.

Araplar, pozitif bilimlere, insan haklarına, hukuka, demokrasiye inanmadıkları için devlet olamayıp bedevi ümmet olarak yaşarlar. Çok uzak olmayan tarihte yapacağımız yolculukta Arapları, Osmanlı Devletinin düşmanlarıyla yaptıkları işbirliği sonunda dindaşları olan Osmanlı Ordusuna yaptıkları katliamlara değinerek daha iyi tanıyacağız.

1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'na Osmanlı Devleti, İttihatçı devletlerin yanında yer alarak katıldı. Marmara ve Ege Bölgesi, Kafkasya’da ve Ortadoğu’da amansız ölüm kalım savaşları oldu. Müttefikleriyle birlikte Osmanlı Devleti de yenildi. Arap yarımadasındaki yenilginin kahramanı İngiliz subayı Lavrens’tir.                      

Lavrens koyu bir Hristiyan olarak iyi bir eğitim almıştı. Ortadoğu’daki İngiliz ordusuna yüzbaşı rütbesiyle katıldı. Ortadoğu’daki Araplara, “Arap milliyetçisi olarak Osmanlı'dan kurtulup bağımsızlığınızı kazanmanız dinden daha önemlidir” diyerek Arapları örgütledi. Zamanın modern silahlarını İngiltere’den getirip Araplara dağıttı. Arabistan yarımadasındaki şehirlerde çok güçlü olmayan Osmanlı Ordusunu baskınlar yapılarak katlettiler. Esir alınan subaylar ve paşalar Mısır'daki İngiliz Ordusuna teslim edildi. Esirler çoğalınca İngiliz komutanlar, “Daha esir almayın, öldürün” diye emir verdi. Çölde susuzluktan yanan, su diye feryat eden askerlerimizin başına kurşun sıktılar. Oysa insan yüreği su içerken yılanı dahi öldürmek istemezdi. Her Osmanlı askerini öldürüp başını Lavrens’e getiren Arap 5 sterlin para aldı. Hicaz’a son olarak gönderilen 15 yaşındaki çocuk askerlerin trenine Hicaz demiryoluna sabotaj yaparak vagonları havaya uçurup sağ kalan 15 yaşında ana kuzularının başını hançerle keserek Lavrens’ten bahşiş aldılar. Petrolün önemini bilen İngilizler Arapları Osmanlı'dan ayırıp kendi sömürgesi yaptılar. Savaş sonrası arapsaçı gibi karışık, birbirine düşman kabile toplulukları kuruldu.

Anadolu’muzun anaları "Yemen Yemen şanlı Yemen / Toprakları kanlı Yemen" diyerek ağıt yaktı. "Burası Huştur yolu yokuştur / Giden gelmiyor acep ne iştir" diyerek ağladılar. "Oy on beşli on beşli / Yemen yolları taşlı / On beşliler gidiyor / Kızların gözü yaşlı.” Ağıtlarını biz hiç unutmadık, unutmayacağız. Araplardan bize bu ağıtlar, İngilizlere petrol zenginliği miras kaldı.

Şimdi de Lavrens’in yaptığının benzerini ABD birlikleri komutanı general Jerard teröristlere modern silahlar vererek yapıyor. Savaş tazminatı olarak Arap kralların ABD bankalarındaki milyar dolarlarına el koyuyor. Bu gerçekleri bilmeyen vatandaşlarımız Arapları tanımıyor, onları dindaş sayıyor. Biz, büyük yürekli millet olarak bir taraftan 3 milyon Arabı beslerken diğer taraftan Mehmetçiğin ülke güvenliğini korumak için açtığı koridorla rahatlıyoruz. Arap’tan dost olmaz.

Atalarımız, “Ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın yüzü” sözünü yukarıdaki gerçekleri gördükten sonra 

Not: Biz bu bilgileri Ankara Hukuk Fakültesindeki Siyasi Tarih hocamız, katledilen Prof. Dr. Bahriye Üçok’un eşi olan Prof. Dr. Coşkun Üçok’tan öğrendik. Bu gerçekleri öğrenmek isteyenler tarih okumalıdır. Ayrıca bunları LAVRENS adıyla girip internetten Fransız ve İngiliz tarihçilerden de öğrenebilirler.