Mutluluğun adresini şaşırmayın!

16.Şubat.2018

İnsanlar MUTSUZLUKLARINDAN, her türlü kirlilik ve şiddetten şikâyet ediyorlar da, bütün bunların kendilerinden kaynaklandığının farkına bile varamıyorlar.

Biz buna “kendini bilememek” “insanın özünü keşfedememiş” hali diyoruz.

Bu konuda iki farklı insan modeli ile karşı karşıyayız. Birisi mutluluğun ne olduğunu hiç bilmediği için dillendiremiyor, diğeri ise mutluluğu yanlış adreslerde aradığı için hiç ulaşamıyor.

Hz. Mevlânâ diyor ki: "Güzellik. ne canda, ne tendedir... Güzellik; güzel bakan 'Göz' ile 'İman' dolu kalptedir..."

Son yıllarda güzellik deyince birçok insanın aklına fiziksel olarak kusursuz hatlara sahip olmak geliyor değil mi?

Biz bu hal ve kafayla yatıp kalkanlara, estetik bağımlıları diyoruz.

Üretilen yüzlerden bir yüz seçip suratımıza geçiriyor. Çizgiler botokslanıyor, burunlar küçültülüyor, saçlar ekiliyor… İçten gelen bir özgünlük yok. Duygu hareketlerimizi filmler, televizyonlar, gazeteler yönlendiriyor… Herkes aynileşiyor… Çekilen fotoğraflarımızda zaman donmuş, yüzler de hep o bilindik ifade ve ölüm katılığı…

Bu da bizi bir ayna ve bir çift gözün baktığı yerde sığlaştırırken, mutluluğun asıl kaynağından uzaklaştırıyor.

MUTLULUK NEDİR?

Bu sorunun cevabı, an ve ortama göre değişir ama en geniş anlamda aldığım cevap;

İNSANIN KENDİNİ (vicdanını) HUZURLU HİSSETMESİDİR.

Peki kendi eliyle çirkinleştirildiği ve kirlettiği dünyada boğulan insanın, (kalp ve zihniyetini arındırmadan), huzura kavuşması mümkün müdür?

Mevlana Hazretleri der ki:

"Göz günah işlemişse, onu su ile yıkayamazsınız. Onun kirini giderecek olan ancak gözyaşıdır." Demek ki bütün mesele arınmak! Yani kalbin ve vicdanın temizliği…

Zaten Müslüman, bir "kalb davası" olan insan değil midir?

İçinde sevgi, şefkat, inanç, merhamet barındırmayan kalbin bedenen güzelleşmesinin ne anlamı olabilir ki? Önemli olan kolun, bacağın, kalçanın, kaşın, burnun değil, kalbin güzelleşmesi…

Kısacası aslolan insan. İnsanın insana bakışı, insanın güzellik arayışı, mutluluk anlayışı, ve nihayetinde huzura ulaşma çabası. VE de güzelliğin ve huzurun “ahlak ve de erdem” içinde, ancak yüreğimizde şekillendiğinin idrak edilmesi…

Peygamber Efendimiz (asm), “Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. O sizin kalplerinize ve amelinize nazar eder.” Buyuruyor.

Fiziğinizi coğrafyanızı bilmem ama kalbiniz güzel değilse, baktığınız hiç bir yerde huzuru bulamazsınız.

Diyeceğim o ki, (mutlu olmak için) herkesin aynadan evvel “içine” bakacak yüzü olmalı!