Mustafa Kemal’i yaşamak nedir?

12.Ekim.2018

Dünyada her alanda sayılı dahi insanlar gelip geçmiş, hepsi de dünyamızda derin izler bırakmıştır.

Güzel ülkemizde Türk olarak tarihe altın harflerle adını mühürlemiş Mustafa Kemal Atatürk de onlardan biri değil en önemlisidir...

Yaptıklarını saymak imkansız, ciltlerce kitap olur değil, oldu...

Bugün Ortadoğu’da yaşananlara baktığımız zaman Mustafa Kemal Atatürk’ün ne denli büyük bir deha olduğunu bir kez daha anlamak için sizlerle tarihi bir örneği paylaşmak istiyorum...

Atatürk, 89 yıl önce Amerikalı gazeteci Marcosson’a verdiği röportajda Ortadoğu ve bugüne değiniyor...

Amerika’da yayın hayatı bugün de süren ‘The Saturday Evening Post’ dergisinin yazarı Isaac F. Marcosson, Temmuz 1923’te Ankara’ya geldi. Marcosson, Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım ile bir röportaj yaptı.

Bu görüşmeyle Marcosson’un Anadolu gezisindeki izlenimlerinden oluşan yazı ilk kez Atatürk Araştırma Merkezi dergisinin 1 Kasım 1984 tarihli birinci sayısında Prof. Ergun Özbudun’un Türkçe çevirisiyle yayımlandı.

20 Ekim 1923 tarihli “Kemal Paşa” başlıklı yazıda Marcosson, Atatürk için “Onu üniformalı göreceğimi zannediyordum. Oysa çizgili gri pantolon ve rugan ayakkabılarla siyah bir jaketataydan (kuyruklu ceket) oluşan çok şık bir kıyafet içerisindeydi. Kanat yaka ve mavili sarılı bir kravat taşıyordu” diye yazdı.

Peki Atatürk, Amerikalı gazeteci Marcosson’a verdiği röportajda neler söylemişti?

İşte söylediği sözlerin bir bölümü:

“Bir gün, cihan harbinden sonra Ortadoğu’da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır. O gün geldiğinde, yeni kurduğumuz Cumhuriyetimizin yöneticileri, bu halkların değil emperyalist güçlerin yanında yer alırsa aynı akıbete kendileri uğrayacaktır ve Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvele haddini bildiren Türk halkı onların da hakkından gelecektir.”

Çankaya’da gerçekleşen söyleşinin sonunda Atatürk, “Yeni Türkiye’nin ilk ve en önemli düşüncesi siyasal değil, ekonomiktir. Biz, dünya üretiminin de, tüketiminin de bir parçası olmak istiyoruz” diye devam etti.

89 yıl önce denilene bir bakın!

Bir de şimdi olanlara!

***

Peki Mustafa Kemal Batı hayranı mıydı?

Onu da tarihi notlarla anlatalım...

Atatürk, Batı’nın ne olduğunu, ne yapmak istediğini ve Türkiye için ne anlama geldiğini iyi bilir; bu nedenle ölene dek onunla bağımlılık doğuracak herhangi bir ilişki kurmaz, hiçbir anlaşma yapmaz!

Batı’nın eriştiği toplumsal düzeyi, ekonomik ve kültürel gelişkinliği, incelenmesi ve gerektiğinde yararlanılması gereken örnekler olarak görür ancak öykünmeci ve tek yanlı bir bağımlılığa asla izin vermez.

Ulusal bağımsızlık konusunda ödünsüzdür.

“Çağdaş uygarlık düzeyini yakalamak ve geçmek” olarak dile getirdiği anlayış, uygarlığı ve toplumsal gelişmeyi tanımlar.

Çağdaşlaşmadan yanadır, “Batıcı” değildir.

10. Yıl Nutkunda; “Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız” der. (Cümlenin başındaki “ulusal kültürümüz” sözcüğü günümüzde hep atlanır).

Tam bağımsızlığa dayalı anlayışını, yaşadığı sürece devlet politikası durumuna getirmiştir.

Batı ile ilgili görüşleri çok açıktır.

Büyük Taarruz’un hazırlıklarının sürdüğü günlerde, 3 Mart 1922’de Batı’nın saldırgan devletleri için şunları söylüyordu:

“İstilacı ve saldırgan devletler yerküresini kendilerinin malikanesi ve insanlığı kendi hırslarını tatmin için çalışmaya mecbur esirler saymaktadırlar. Sonuç olarak dünya iki gruba ayrılmaktadır. Birincisi Doğu ki, kendi varlığını, bağımsızlığını artık kavramıştır, bu bilinçle el ele vermiştir. Bir grup daha var ki bunlar, sırf kendi hırslarını tatmin için çalışmaktadır. Bunların amacı zulüm ve baskı olduğu için, onları lanetle anmakta kendimizi haklı görüyoruz.”

İşte günümüzde çokça konuşulan ve tartışılan Ortadoğu ve Batı ile ilgili Mustafa Kemal’in düşünceleri böyleydi.

Tarihi böylesine güzel okuyan, geleceği böylesine iyi gören bir deha dünya tarihine gelmedi.

Yazımı İngiliz General Sir Charles Tovshend’ın 1922 yılında söylediği hatıralarında yer alan sözle noktalamak sanırım en doğrusu olur:

“Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal’de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.”