Muhalefeti düşman mı görüyoruz?

13.Şubat.2018

Çağlar öncesinden başlayarak, insanların toplu yaşamaya başladıkları zamanlardan günümüze dek, daima yönetenlerle yönetilenler arasında bitmeyen tartışmalar, eleştiriler ve hatta büyük kavgalara varan toplumsal olaylar meydana gelmiştir. İktidarda olanların denetimi doğal olarak muhalefettir. Bu iki grup bir olayın doğruluğuna ve yanlışlığına bakmadan birbirlerini acımasızca eleştirmektedirler. İktidar kendi icraatlarının doğru olduğuna inanır ve eleştiriyi kabul etmez. Muhalefetin görevi daha farklıdır. Denetimlerini yaparken kendi fikirlerini de ifade etme sorunluluğu vardır. Ancak öyle görüyoruz ki, ülkemizde yaşadığımız iktidar ve muhalefet ilişkisi hep mahkemelik oluyor. Öyle bir toplum olduk ki, konuştukça coşan, coştukça çamura batan ve içinden çıkılmaz sorunlar yaşar olduk. Ülkemizi yönetenler, muhalefetin uyarılarını hiçe sayarak Cumhuriyetin kazanımlarını elden çıkardığı gibi, ülkeyi askeri hareketin içine soktular. Terör konusunda iktidarla muhalefet birlikte hareket etseydiler bugün içte ve dışta askeri gelişimler olmazdı. Muhalefet sanki yönetenlerin düşmanıymış gibi uyarılarını hiçbir zaman değerlendirmediler. Ciddi yönetim anlayışı ile ülkemizin iç işlerine emperyalist devletlerin sinsi düşünceleri giremezdi.

Senelerce yanlış politikalar devleti ve halkımızı zor duruma götürdü. Akıllı bir muhalefet, halkı germek yerine somut projelerle halkın ve devletin çıkarı önerisini iktidara sunmaktır. Devleti yönetenlerden daha fazla ve dikkat isteyen, bilgi donamına sahip olmalı, sorunlara cesaret ve kararlılıkla yaklaşmalıdır. Gündemi yakından takip etmek ve gerektiği gibi yöneticilere aktarmak zorunluluğu vardır. Peki, ülkemiz bu sorunlulukları yaşadı mı? Muhalefet açısından evet diyebiliriz ama yönetenler açısından aynı düşünceyi asla paylaşamayız. Küresel siyaset, küresel ekonomi yok bilmem ne dayatmalarına asla prim veremem. Var olduğuna da inanmam. Biz kendi zenginliğimizi başkalarına devretmeye çalışırsak emperyalist canavarlarını yaratmış oluruz. Etimizi, sütümüzü, zeytinyağımızı, buğdayımızı kısaca tarımımızı bizler öldürmedik mi? Terörü bizler yaratmadık mı? Ortadoğu’da gelinen nokta bizlerin eseri değil mi? Halkın haber alma kanallarının nefes alınan yollarının kesilerek hukuksuzluğa ve yolsuzluğa prim yaptıranlar kim? Bu sorunun yanıtını halkımız vermesi gerekmektedir. Tabii konuşabilirseler!