MİLLETİN TEMELİ AHLAKTIR

15.Nisan.2018

Efendim, bizler asil bir milletin evlatlarıyız. Ahlak, tarih içinde yer yer dinlere bağlı olarak ortaya çıkmış ve her din, belirli bir yaşama biçimi öngören bir ahlak anlayışı barındırmıştır. Bu pencereden bakıldığında bizler İslam dinini yaşayan bir toplum olarak, sevgili peygamberimizin “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” sözünün özüne uygun bir ahlakla ahlaklanmalıyız.

Çocukların yetiştirilmesinde ahlak kuralları, anne-baba tarafından aktarılır ve uygulanır. Lakin yaşadığı çevrenin de ahlak kurallarının yaşanmasında çok etkin bir rolü vardır. Burada ailelere çok büyük görevler düşmektedir. Yetişen yeni nesillerin iyi ya da kötü davranışlarda bulunmaları, büyük ölçüde ailelerin sorumluluğunda olduğu bir gerçektir.

      Bizim literatürümüzde güzel bir söz vardır: “Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.” Özellikle ailemizde ve çevremizde kötü, kusurlu, töre ve geleneklere aykırı hallerde bulunduğumuz zaman toplum bizi kınar, cezalandırır. Dürüst, terbiyeli, karakterli gençlerin çoğunlukta olması elbette sevindiricidir. Bunun tersi davranışlar sergileyenlerin seviyesiz, saygısız, ukalaca davranışları, ne oldum delisi olmuş büyük-küçük bilmeyen (ulu sözü dinlemeyen), küstahça davranışlar içinde hareket etmeleri gerçekten de çok üzücüdür.

      Şurasını çok iyi analiz etmek durumundayız ki; insanların olgunluğa erişmesi, yaşadığı toplum içinde sevilip sayılması ancak ve ancak güzel ahlak sahibi olmakla mümkündür. Ahlakı bozulmuş, şımarık tavırlı, büyük-küçük tanımaz, haylaz, hoppala, çağdaşlaşma adına edepsizleşen, genç-yaşlı kim olursa olsun toplumumuzun temeli olan aile yapısını ve de toplumun huzurunu bozar. Şu bir gerçektir ki; hiçbir millet yoktur ki, ahlak esaslarına dayanmadan ilerleyebilsin.

     Sonuç olarak şunu söylemeliyiz ki; ahlak kuralları tüm dünyayı kapsıyorsa ve bir kişinin değil, bir grubun değil, bir toplumun değil, tüm dünya insanının yararına oluyorsa güçlüdür, korunması ve geliştirilmesi gerekir.