MEGRİ, MEGRİ - YAYLALAR, YAYLALAR

10.Nisan.2018

Barış süreci dönemlerinde Diyarbakır'da tertiplenen bir toplantıda İbrahim Tatlıses ve Kürt sanatçı Şivan Perver tarafından 'Megri, Megri' yani 'Barış, Barış' şarkıları seslendirilmişti. O zaman orada hazır bulunan Başbakan,   bakanlar ve diğer üst düzey ülke yöneticileri bu şarkılara alkış tutmuş ve eşlik etmişlerdi. O barış sürecinde o şarkılara eşlik etmek de, alkış  tutmak da doğru davranışlardı. Çünkü barış süreci bir umuttu. Barış süreci aklı başında her vatandaş tarafından heyecanla alkışlanıyordu. Alkışlayanlar arasında ben de vardım. Barışın sağlanabileceği umudunu o dönemlerde de destekliyordum, bugün de destekliyorum. Ayrıca ifade etmeliyim ki, o barış sürecinin rafa kaldırılmasının gerçek sebeplerini hala anlayamıyorum ve de anlam veremiyorum.

Barış süreci birileri tarafından rafa kaldırıldı. Hatta barış sürecinden söz etmek dahi abesle iştigal etmek olarak değerlendirildi. Ne kadar güzeldi, Kürt halkının temsilcisi olarak TBMM'de bulunan milletvekilleri ile barış için temaslar yapılıyordu. Terör eylemleri sıfırlanmıştı. Ne çatışmalar yaşanıyor ne de şehitler geliyordu. Bir sabah uyandık ki, "Barış marış yok kardeşim" söylemlerini duyduk. Ne oldu ki barış süreci bitti kardeşim. Ne konuşuldu, ne aksadı, bilen yok. O zamanlarda yürütülen barış sürecinden heyecan duymakla birlikte, bu sürecin parlamentoda şeffaf olarak yürütülmesi gerektiğini de ısrarla ifade etmiştik.

Bugün de aynı düşüncelerim aynı heyecanla devam etmektedir. Çünkü ben biliyorum ki dünyada hiçbir ülke İspanya ve İngiltere de dahil silahla terörün sonunu getirememiştir. (Burada tek istisna bir ada devleti olan Sri Lanka'dır. Sri Lanka, ayrılıkçı "Tamil" etnik kökenine  mensup olan terörist olsun veya olmasın bütün "Tamil" vatandaşlarını katletmiştir. Yani Sri Lanka canice, insanlık dışı bir soykırım yaparak terörü şimdilik bitirebilmiştir.)

Biz Kürt vatandaşlarımızla bin yıldır birlikte yaşamaktayız. Onlarla ortak vatanımız ve ortak tarihimiz var. Birlikte yaşadık, birlikte savaştık. Biz Kürt vatandaşlarımızla iç içe geçmişiz. Arkadaşlıklar, dostluklar ve de akrabalıklar kurmuşuz. O Kürt vatandaşlarımızın içinden çıkmış terörist bir kesim bizim bin yıldır sürdürülen bağlarımızı koparamaz. Elinde silahı olan teröristle elbetteki mücadele edilmelidir. Terörle mücadele edilirken barış için de çabalar sarf edilmelidir. "Barış marış yok kardeşim" deyip de ipleri koparmak olmaz, olmamalı. Barış umudu her zaman canlı tutulmalıdır. Devlet elbetteki teröristle masaya oturamaz. Fakat istihbarat teşkilatları var. Dış politika uzmanları var. Altıncı kol faaliyetleri dediğimiz kanallar var. Bu tür imkanlar seferber edilmeli ve barış umudu her zaman canlı tutulabilmelidir.

"Megri, Megri" de bizim, "Yaylalar, Yaylalar" da bizim. İzmir Marşı da bizim. Patlayan patlasın, çatlayan çatlasın, biz bölünmeyeceğiz, biz kutuplaşmayacağız.

Biz akıllı ve mantıklı hareket edeceğiz. Kürt vatandaşlarımızı da bağrımıza basıp onların gönlünü alacağız. Onların içinden yanlış yollara sapanları bile kazanarak hep birlikte barış içinde yaşayacağız.

Biz, vatandaşımız olan veya olmayan Kürtlerle öyle sıcak bir gönül bağı ilişkisi kuracağız ki, o Kürt kardeşlerimiz başka devletlerin, başka karanlık güçlerin ve Türkiye düşmanlarının kurduğu tuzaklara bundan böyle asla yakalanmayacak.

Etnik terörizme karşı kesin zafer silahla susturarak değil, süreç içinde konuşup anlaşarak sağlanabilir.