Mavi Ladin

17.Ekim.2018

Hayata bakışımızı etkileyen en önemli etkenlerden birisi de şüphesiz mesleklerimiz. Onlar sayesinde hayatımızı kazanmamız bir yana; bize kendimizi iyi ve işe yarar hissettiren, kendimizi ifade etme fırsatı sunan ve bunu yaparken dünyanın daha iyi bir yer olması çabası göstermemizi sağlayan mesleklerimiz şüphesiz hayatımız boyunca vereceğimiz en önemli kararlardan birini oluşturuyor. Kişisel olarak kendimi en şanslı bulduğum konulardan birini de oluşturan meslek seçimi, yaşamlarımızı büyük ölçüde etkiliyor. Mesleğini çok seven bir akademisyen ve peyzaj mimarı olarak ben de bu durumdan fazlasıyla etkileniyorum. Hem yurtiçi hem de yurtdışı seyahatlerimin tamamına yakını mutlaka ya bir peyzaj mimarlığı ofisini ya da meslekle ilgili bir başka alanı ziyaret etmeyi içeriyor. Bunlardan biri de bundan 5-6 sene önce bulunduğum Washington D.C’de bir fidanlığı ziyaret etmeme neden olmuştu. Bitkileri çok seviyor olmamın yanı sıra, onların benim için önemli bir tasarım ve planlama materyali olmaları da ilgimi onlara yönlendirmemi sağlıyordu.

Bu nedenle ziyaret ettiğim fidanlık oldukça yüksek bir teknolojiyi kullanan, standartların oldukça yüksek olduğu bir yerdi. Yetiştirme yerlerinde ciddi bir zaman geçirdikten sonra, bizden oldukça iyi olduklarını düşündüğüm satış bölümünde de bulunmaya karar vermiştim. Bu süre içinde bitki almak için gelen ziyaretçilerle sohbet etmeyi ve işletme sahibinin de izniyle onlara yardımcı olmayı umuyordum. Elinden tuttuğu kızıyla yanıma gelen ve önümde duran mavi ladini çok sevdiğini söyleyen uzun boylu adam birçok soru soruyordu. Bitkiyi çok beğenen ve almak üzere olan adam söylediğim iki şeye takılmıştı.

Birincisi, bitkinin birçok benzer iğne yapraklı bitkiye göre daha batıcı olmasıydı. Diğeri ise köklerinin benzer yapıdaki birçok bitkiye göre çok daha sığ, derine gitmeyen bir yapıda olmasıydı. Kızına döndü ve “Bu mavi ağacı senin de çok sevdiğini biliyorum tatlım. Ama bunu dikeceğimiz yer senin oyun alanının hemen yanı. Yanından yürüyüp geçiyorken sana batmasını istemem. Bununla birlikte kökleri de oldukça sığmış. Kar yağdığında devrilmesi çok kolay olur. Bundan vazgeçmek zorundayız.” dedi. Ağacın özellikle rengini çok seven küçük kız biraz bozulduysa da yerine önerdiğim başka bir bitki ile bu mutsuzluğunu bir nebze gidermiş oldum. Çok geçmeden arka taraftan bizi dinlediğini söyleyen başka birisi geldi. Bahçesindeki toprak derinliğinin az oluşu nedeniyle doğru dürüst bitki dikememekten şikayet eden adam, söz konusu durumun bitki için sorun oluşturup oluşturmayacağını sordu. Verdiğim cevapla mutlu olan adam, az önce son anda alınmaktan vazgeçilen bitkiyi görevliden isteyerek aldı ve mutlu bir şekilde önce kasaya, sonra da arabasına doğru yöneldi.

Aynı bitki, aynı özellikleri nedeniyle çok kısa süre içinde önce çok sevilmesine rağmen alınmamış, sonra da hiç akılda yokken sırf o özelliklerinden dolayı tercih edilir olmuştu. Sabah maillerimi kontrol ediyorken eski bir öğrencimden gelen ve hayatta yaşadığı şanssızlıklardan şikayet ederek ne yapması gerektiğini soran bir maili okurken aklıma bu olay geldi. Şanssızlık olarak gördüğümüz bazı olayların sadece, aslında çok değerli olan bizlerin olması gereken kişilerle buluşamamızdan kaynaklanabileceğini söyleyerek mavi ladin örneğini verdim. Hepimiz mavi ladiniz! Sevilmek, tercih edilmek bizim daha iyi ya da daha kötü oluşumuzu değil, doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle buluşmuş oluşumuzu açıklar. Evrensel normlarda kabul edilebilir olan sınırlar içinde, insani kaliteyi düşürmeden ama mutlaka olunabilecek en iyi mavi ladin olmak için çok çalışarak sabırlı olmak başarıya giden en şaşmaz yol. Akçaağaca dönüşmeyi bekleyen mavi ladinlere inat, yaşasın kendine inanan, kendinden vazgeçmeyen ve içtenlikle emek ortaya koyan mavi ladinler!