Lider Atatürk

06.Kasım.2017

Her hareket, bir büyük lidere ve onun etrafında oluşmuş bir kadroya muhtaçtır. Lider ve kadrosu, imal edilmez, onu, millî şartlar ve ortam hazırlar ve doğurur. Lider, mutlaka, millî imana, aşka, aksiyona ve karaktere sahip neferler arasından doğar. Zaten, davanın samimi bir neferi olmaya rıza göstermeyen kimse, asla lider olmaya layık değildir…

Amerikalı tarihçi ve psikiyatrist Prof. Arnold Ludwig, dünyanın çeşitli siyasi önderlerinin başarı ve önem derecelerini sınıflandıran 11 ölçeğe göre, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, 20’nci yüzyılın en büyük lideri olarak nitelendirdi. Mustafa Kemal ATATÜRK nasıl oldu da böylesine büyük bir lider oldu? Tesadüfen mi?

Mustafa adının manası: “Seçilmiş olan lider” demektir. (Kurtuluş Savaşının üç önemli isminin; Mustafa Kemal, Mustafa Fevzi ve Mustafa İsmet oluşu yani üçünün de adının ‘Mustafa’ oluşu bir hayli ilginçtir!) Mustafa, 1895’te, Selanik Askeri Rüştiyesinde okurken matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi ona, olgun manasına gelen ‘Kemal’ ismini vermişti. Seçilmiş olgun lidere (Mustafa Kemal’e) Askerî Rüştiyede Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey: “geleceğe ilişkin ilk fikirleri” aşılamıştı. Daha sonra Manastır Askeri İdadisinde (lisesinde) okuduğu sıralarda Topçu Kolağası Tarih öğretmeni Mehmet Tevfik Bey: “Mustafa Kemal’e tarih sevgisini” kazandırmıştı.

Tarih alanında yeni ufuklar kazanan Mustafa Kemal böylelikle,  Namık Kemal, Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul gibi Türk Dünyasının önemli şahsiyetlerin tanıma imkânı bulmuş ve bu fikir adamlarının eserleri onda, özellikle “Türkçü” görüşlerinin yerleşmesine vesile olmuştu. Mustafa Kemal Manastır Askeri Lisesinde okuduğu bir sırada çıkan 21 Nisan 1897 tarihli Türk-Yunan Savaşına katılmak ister. Babasının iflası ve ölümüne neden olan Yunanlılarla, sahip olduğu milliyetçilik duygularının etkisiyle savaşmak için okulundan kaçar.

Cepheye asker toplayan komisyona sivil bir vatandaş gibi müracaat eder. O sıralarda henüz 16 yaşındadır. Asker alım komisyonunda görevli okul komutanının dikkati sayesinde askeri öğrenci olduğu anlaşılır ve Mustafa Kemal kaçtığı okula geri götürülür. Buradan iki sonuç çıkarmak mümkündür. Birincisi Mustafa Kemal’in vatan sevgisi ve cesareti, ikincisi ise, talihi, kaderidir. O komisyonda, okuduğu askeri lisede görevli bir öğretmeninin olması, Onun, bu cephede büyük bir ihtimalle ölmemesine veya tahsil hayatını yarıda bırakmamasına vesile olmuştur.

Bu sayede geleceğin büyük lideri ATATÜRK doğmuştur. Balkanlarda, Osmanlının Avrupa yakasında bir liman şehri Selanik’te doğmuş olan Atatürk, hayatının ilerleyen dönemlerinde Suriye, Trablus, Doğu Anadolu ve Avrupa ülkelerine genellikle görevli olarak seyahatlerde bulunmuş, ileriki yıllarda yeni Türk devleti kurulurken buralarda edindiği tecrübe ve gözlemlerden yararlanmıştı. Birincisi daha ilk subaylık yıllarında ve ikincisi Birinci Dünya Savaşı’nda olmak üzere üç defa gittiği Suriye’de yaşadıkları da Onun tercihlerinde etkili olmuştu Osmanlı Ordularının Birinci Dünya Savaşındaki son zaferini, 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasın imzalanmasına birkaç gün kala Halep’in kuzeyinde, İngiliz Süvari Ordusu ve silaha sarılmış asi Arap kuvvetleri ile 26 Ekim 1918’de yaptığı Birinci Dünya Savaşı’nın son muharebesi olan Katma Meydan Muharebesi’ni kazanarak bir kez daha İngilizlerin yenile bileceğini göstermiştir.

31 Ekim-11 Kasım Tarihleri arasında Yıldırım Orduları Gurup komutanı olarak Güneydoğu Anadolu bölgesinde bir dizi gizli faaliyetlerde bulunarak, ileride bu bölgelerde gerçekleşecek olan işgallere karşı gerekli tedbirleri almış, böylelikle Kurtuluş Savaşının Güney Cephesinde Fransızların yenilmesi için gerekli ortamı hazırlamıştır Mustafa Kemal’in askerlik hayatını ve özel yaşantısını incelediğimizde görüyoruz ki hakikaten de lider ve kadrosu, imal edilmez, onu, millî şartlar ve ortam hazırlar ve doğururmuş. Tarihte bir söz vardır; ‘Tesadüfe, tesadüf edilmez’ diye. Onun içindir ki; Gömeç Kayalıklarında şekillenen, Ardahan’ın Damal ilçesindeki Ata Mahallesinde, güneşin Karadağlara yansımasıyla oluşan Atatürk’ün silueti İlahi iradenin bir tecellisidir. Ne mutlu bilene, ne mutlu görene! Kısacası “lider dediğin Atatürk gibi olur.”