KUR’AN AHLAKI

03.Haziran.2018

           Değerli okuyucularımız, öncelikle hepimizin bilmesi ve anlaması gereken bir gerçektir ki; kutsal kitabımız Kur'an, insanlara hak ve fazileti, ilim ve irfan yollarını öğreten, birlik ve beraberlik ruhunu aşılayan, iman, ibadet ve ahlak esaslarını ve de sosyal düzeni sağlayan her türlü nizamı bildiren, insanları en güzel ahlaka ve ebedi saadete erdiren ilahi hükümleri ihtiva etmektedir.

        Ve!... Biliyoruz ki; tüm insanlığa gönderilmiş olan bu ilahi kitaba “Kur’an” kelimesinin özel isim olmasının sebebi, daima okunacak olması, ayetleri ve sureleri; yukarıda kısaca zikredilen yüce hakikatleri, ilahi hükümleri, emir ve yasakları ihtiva etmesindendir...

Efendim, lütfen dikkat buyurunuz; dinimizin özü olan Kur’an ahlakı, insanlara en ideal bir yaşam ortamı sunmaktadır. Bu Kur’an ahlakı yaşandığında tüm insanlar ve toplumlar açısından özlemi duyulan barış, kardeşlik, huzur, güven ve hoşgörü ortamı kendiliğinden oluşacaktır ki; Kur’an-ı Kerim'de tüm insanlar barışa ve de uzlaşmaya davet edilmektedir. Kur'an'a inananlar olarak bizler, Kur'an'ın çizdiği ahlak kurallarına uyarsak, emin olunuz ki, toplumumuza huzur, barış ve kardeşlik gelecektir. Gerçekten inananlar, tüm insanlığa karşı sorumludurlar. İyinin kötüye, doğrunun yanlışa, güzelin çirkine, hakkın batıla üstün gelmesi için gösterilecek gayret, inanan ve takva sahibi olan kişilerden gelmelidir. Gerçek bilgi ve gerçek iman olmadan iyiliğin emredilmesi, kötülüklerden sakındırılması yerine getirilemez.

       Toplumun ahlaki değerlerini, heves ve arzuların oyuncağı olmaktan kurtarıp korumak herkesin görevi olmalıdır. Belki hayra davet, iyiliği emretmek, kötülüklerden sakındırmak bazı insanların arzu ve isteklerine ters düşecektir. Bazılarının menfaatleriyle, bazılarının da gururlarıyla çatışacaktır. Bu pencereden bakıldığında Kur’an ahlakının zorluğu da anlaşılacaktır. Gerçek ve doğru olan şu ki; toplumların kurtuluşu ancak ve ancak iyinin iyi, kötünün kötü, yanlışın yanlış olarak tespit edilmesine ve bilinmesine bağlıdır. İyinin beslendiği ve geliştirildiği, kötünün her vesile ile darbe yediği toplumlarda güzel ahlak vardır, hak ve adalet vardır ve bu kavramlar dipdiri ayaktadır. Orada iyi kimseler daha çok taraftar bulurken kötüler yorgun ve bitkindir.

      Değerli okuyucularımız, malum olduğu üzere mübarek ramazan ayını idrak ediyoruz. Açıktır ki, Müslümanlığın en yoğun olarak yaşandığı bu ayda umarız ki; toplumda sıkça yaşadığımız "birbirimizin bacağından asılma"yı bir kenara bırakır, insanları birbirinden uzaklaştıran tutum ve davranışlarımıza gem vururuz. Çıkarlarımızın çatışmasını öne çıkarıp toplumda huzursuzluk yaratma huyumuzdan vazgeçeriz. Hayırlı ve bereketli ramazanlar dileğiyle…