Kısmet bugüneymiş

06.Aralık.2017

Oh be, nihayet...

Derin bir nefes alındı.

Sonunda flu fotoğraf ortadan kalktı. Daha net görünmeye başladı.

Yılan hikayesinden kıvrılıp evrim geçiren taşeron işçilerin kadro hikayesi nihayetinde La Fontaine hikayelerine dönmüştü.

Artık hikaye mikaye bitti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti’nin grup toplantısında müjdeli haberi verdi: “Herkes çalıştığı kurumlarda kadrolu olacaktır” dedi.

Mutlaka Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu müjdeli haberi taşeron işçileri üzerinde bayram havası yaratmıştır.

Sadece işçilerin mi?

Tabiki hayır.

Ailelerinden çoluk çocuklarından ,akrabalarına kadar herkeste sevinç yaratmıştır.

Hani deriz ya her şey kısmet diye.

Demek ki taşeron işçilerinin kadro kısmetleri bugüneymiş.

Hayırlı uğurlu olsun.

***

KAPI GİBİ BELGE VAR NE BEKLENİYOR?

Türkiye Şoförler ve Otobilciler Federasyonu’ndan, Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Koordinasyon Merkez Başkanlığı’na gönderilen yazıda 6 Aralık 2012 tarihinde yüyürlüğe giren 6360 sayılı yasanın 8. maddesi ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun... diye devam eden resmi yazının sonunda şu ifadelere yer verilmiş: “Görülen lüzum üzerine yazının tarihi itibarıyla toplantılara katılmak üzere, federasyonumuza bağlı Araklı Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası görevlendirilmiştir.”

Yazının altında federasyon genel sekreteri ile genel başkanı Fevzi Apaydın’ın imzaları bulunmaktadır.

Şimdi diyeceksiniz ki ‘siz buradan nereye varmak istiyorsunuz?’

Benim de demem şudur ki,Türkiye ve Şöförler Odası’nın aldığı karar, resmi bir yazıyla Büyükşehir Belediyesi’ne ulaştırılmış. Büyükşehir Belediyesi yazıyı aldıktan sonra neden yapması gerekeni yerine getirmiyor?

Öyle ya ortada kapı gibi alınan bir karar var.

Üstelik yasalara uyan, yasaların kendilerine verdiği yetkiyi kullananarak alınan bir karar ortada dururken;

Evet, alınan bu kararı Büyükşehir Belediyesi neden uygulamıyor?

Hayırdır perdenin arkasında oynanan Hacivat Karagöz oyunu mu var?

Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun aldığı kararı hangi birimin uygulayacağını veya konu ile alakalı hangi birimin açıklama yapacağını bilmiyorum.

Benim bildiğim konuya Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu’nun bir an önce el atması gereğidir.

Yoksa,konuyla ilgili isimleri zikredilenlerin hepsi töhmet altında kalacaktır.

***

KİM YETKİLİYSE GÖREVE?

Vardır bir denetimi...

Bu kadar göz önünde olan bir şeyin denetimi yapılmaz mı?

İnsan sağlığı söz konusu olunca, iş daha farklı bir mecrada seyrediliyor.

Rivayete göre, garip gurebaya dağıtılan kömürlerde kükürt oranı fazlaymış.

Bu kömürler sobalarda yakılınca vatandaş sokoğa çıkamaz duruma geliyormuş.

Buradan seslenelim.

Tabiki öncelik Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne sesleniyoruz.

Hepimiz bu geminin içerisindeyiz. Aynı havayı bizler gibi sizler de sizlerin çoluk çocuğu da telafüz ediyor, ne olur bu soruna bir el atıverin.

Tabiki belediyeler de üzerlerine düşen görevleri yapmak zorundalar.

Valilik veya kaymakamlık, hangisi konunun muhattabıysa, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nü harekete geçirmelidirler.

Bananecilik yapmanın bir gün faturasının olacağı da unutulmamalıdır.

***

SEÇME VE SEÇİLME HAKKI

Vay be!

Nereden nereye?

Öyle devrimler gerçekleştirdi ki, çoğu dünya ülkesi Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirdiği o devmrimleri yıllar sonra ülkelerinde taşımayı başlamışlardır.

Bu gün demokrasi ve özgürlükleri ile dünyanın gelişmiş ve özgür ülkeleri tarafından parmakla gösterilen İsviçre ülkesi kadınlarına türkiye’den 37 yıl sonra seçme ve seçilme hakkını vermiştir.

Peki Türk kadını seçme ve seçilme hakkını ne zaman kazanmıştır?

5 Aralık 1934 yılında.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, o dönemler çoğu ülkede uygulanmayan kadının seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1934’te Türk kadınına vermiştir.

Kadınlarımızı ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtarıp, onları eşit kılmıştır.

Görüyoruz ve yaşıyoruz etrafımızdaki ülkelerin kadınlarının nelere maruz kalıp, neler yaşadıklarını.

Bugün Türk kadınları hak arıyorsa,

Bugün Türk kadınları erkeklerle eşit şartlarda yaşamlarını idame ettiriyorsa,

Bugün Türk kadınları dik durup, her alanda cesurca mücadele ediyorsa,

Bugün Türk kadınları benliğini kimliğini, nerede durduğunu çok iyi biliyorsa,

Bugün Türk kadınları, siyasetten tutun, çalışma hayatına kadar her yerde varsa,

Bugün Türk kadınları vekil ve bakan oluyorsa,

Evet, bunları Mustafa Kemal Atatürk’e borçludurlar.

Yeniden Amarikayı keşfetmeye gerek yoktur.

İşte diyorum ya, nereden nereye diye?

Türk kadınının nereden nereye geldiğini o yıllardan bu yıllara kadar şöyle bir süzgeçten geçiriverin.

Bakın bakalım neler neler göreceksiniz?

***

İKİSİNİN PARMAĞI VARDIR

İhanetin ardı arkası kesilmiyor.

İşin ilginç tarafı, yapılan ihanetti bir türlü ne anlamlandırabiliyoruz ne de adlandırabiliyoruz.

Adamlar öyle bir oynuyorlar ki, ne oynadıklarını bir türlü çözemiyoruz.

YPG veya PYD bu iki terör örgütü, Amerika ve Rusya için ne kadar önemli ki, bu iki törür örgütünden bir türlü vazgeçmiyorlar?

Bayılıyorlar PYD ve YPG’yi kucaklarında oturtup beslemeye.

ABD ve Rusya zaman geliyor, ‘Türkiye bizim önemli müttefikimiz’ deyip, akıllarınca bize gazın en alasını vermeye çalışıyorlar!

Zaman geliyor, kıvırmak için her türlü oyunu da oynamaktan geri kalmıyorlar.

Renklerini terör konularında bir türlü belli etmiyorlar?

Bunların müttefikliği de, dostluğu da yerin dibine batsın.

Bugün ülkemiz bu kadar olumsuzluk yaşıyorsa, yaşananların hepsinde bu iki ülkenin parmağı vardır.