Kim, kimden neyi gizliyor?

20.Ağustos.2018

22 Ağustos 2000 tarihinde vefat eden Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’e bu mübarek günde rahmet dileyerek başlamak istiyorum.

Devamlı “bu millet, milletimiz, İbrahim milleti” diyerek milliyetçilik olmuyor. Burada kimden, kimlerden ve hangi ülkeden bahsedildiği belli değildir. Her milletin bir adı vardır. Yani, Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde yaşayan 81 milyonun adı Türk Milleti’dir. Bunun gizlenecek tarafı yoktur. Yabancı sembollerin de bizle ilgisi olamaz.

Türkiye'deki milliyetçilik, işte bu Türk milleti kavramı üzerine kurulmuş olan bir milliyetçiliktir. Anayasaya göre de bütün vatandaşlar Türk'tür. Sosyolojik olarak da böyledir. Hepimizi birleştiren ortaklıklar bizi Türk yapmaya yeter.

Bu “yeter”in de bir şartı vardır: İdarecilerin siyasi veya ekonomik kriz gibi ciddi sıkıntıya düştükleri zaman değil, her zaman Türk Milleti kavramına “sevgi duymaları”, “yeter”li olur.

KAMUSEN idarecileri; “Güçlü ülke, GÜÇLÜ EKONOMİ VE TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE için TÜRK MALI KULLANIYORUM” diye haykırıyorlar. Eğer, bu ifade şimdiye kadar tüm siyasiler tarafından anlaşılmış ve gereği de yapılmış olsaydı ekonomimiz bir papazın üfürüğü ile sallanmazdı.

Öyleyse tasarruf ve üretim şarttır, şart.

Kurbanlıklarımızın bile yarısından fazlası ithaldir. Bu durumda “helal gıdacılar” ne duruma düştüklerini düşünüyorlar acaba?

**

Suriye Piknik Yeri midir?

Bayram ziyareti için 35 bin 840 Suriye vatandaşı ülkesine gitmiş ve bunlar 31 Aralık tarihine kadar orada kalıp geri döneceklermiş.

Eğer Suriye’ye siviller gidebiliyorsa, orada 4 aydan fazla güvenlikle kalabiliyorsa, yiyecek bulabiliyorsa, satın alacak parayı bulabiliyorlarsa niye devamlı kalmıyorlar, niçin geri geliyorlar? Biz onları niçin kabul edip, geri alıyoruz?

Bu durumda onlar sığınmacı olmaktan çıktılar demektir. Türkiye’de kalmalarının anlamı yoktur.

5 Aralık 2017 tarihinde Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ Suriyeliler için 30 milyar 285 milyon 573 bin dolar harcama yapıldığını söylemişti. Şimdi 40 milyar dolara yaklaşmıştır.

Çin’den sadece 3 milyar dolar kredi bulduğumuz için bayram yaptığımızı düşünürsek, bunun ne anlama geldiği açıktır.

Efendiler, bunun açık olmayan, bilinmeyen, düşünülmeyen kısmı da var. Hem de ben “Türk Milletinin Evladıyım” diyebilen her insanın yüreğini yakacak, yüzünü kızartacak kadar açık kısım!!!

Çin yönetiminde bulunan DOĞU TÜRKİSTAN Türklerinden bir milyon (yanlış okumadınız) kadarı sebepsiz tutuklu. Bir milyon sekiz yüz bin kişi de geçici eğitim bahanesiyle kamplarda esir gibi tutuluyor. Tabii ki biz de sesimizi çıkartamıyoruz!

Suriyelilere reklam olsun diye hovardalık yapamayız.

**

RAHİM, Ölüme Gönderilecek mi?

Tebrizli (İran) bir Türk aydını Rahim Cavatbeyli. Üstelik, BM Mülteciler Statüsü’ne sahip. İran’a iade edilmek üzere Van sığınmacılar kampına götürüldü. Orada öldürüleceği muhakkak.

144 Azeri kardeşimizin öldürüldüğü BORALTAN KÖPRÜSÜ katliamı vardı. Tekrar etmesin!

**

Biraz Akıllı Olalım, Lütfen!

En büyük Müslüman din kardeşimiz(!), Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz YPG/PKK kontrolündeki Rakka'ya 100 milyon dolar göndererek militanlara yardım etmiş. Şimdiye kadar Amerikalıların yaptığı desteği artık onlar üstlenmişler.

Çin’e bir şey diyemedik, buna da demeyecek miyiz? Üstelik biz bu heriflere madalya bile takmıştık.

ABD karşısında bize bir kuruşluk döviz yardımı yok, PKK katillerine yardım yapıyor. Tıpkı IŞİD (DEAŞ) katillerine yaptığı gibi…ve din kardeşimiz şahsen!

Hak ettiğimize gönül rahatlığıyla inandığımız nice bayramlara kavuşmamız dileğiyle.