KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM

15.Nisan.2018

Geçtiğimiz hafta yazdığım yazıda turizmden bahsedeceğimi belirtmiştim. Hafta içi Artvin'in ilçelerini turladım. Artvin ve ilçelerinin nabzını tuttum. Aslına bakarsanız turizm cenneti olmayı hak eden Artvin'in bu isteği maalesef sözde kalıyor. İstenilen performans bir türlü yakalanamıyor. Her platformda herkesin ortak deyimi olan 'turizm hamlesi' sadece kelimelerde kalmaktadır. İcraata sıra gelince söylenen sözler maalesef uçuyor. Söz uçar yazı kalır deyimi ile yola çıkarsak yıllardır hep kendimizi kandırmış durumdayız.

Son zamanlarda Batum’daki turizm patlaması kısmi olarak sahil ilçelerini etkiledi, özellikle yaz sezonu boyunca otellerin birçoğu şimdiden dolmuş durumda. Bu doluluğu Artvin’in turizm sektöründe gelişmesine asla bağlayamazsınız, sadece Batum’a yakın olması nedeniyle gelişen hamlelerdir.

Nitekim Artvin’de "sakin şehir" unvanı alan bir ilçemiz var: Şavşat. Artvin’de turizm açısından geleceği parlak olan bir ilçe konumundadır. Özellikle sakin şehir unvanından sonra kente yabancı turist akını başladı. Ancak Şavşat bu turistlerin beklentisine ne kadar cevap verebiliyordur. Şimdilik kısmi olarak cevap veriyor lakin ileriye dönük olarak kente ciddi yatırımların yapılması gerekmektedir. Şu anlık 3 ve 4 yıldızlı iki otelin dışında pansiyonlar ve bungalov evler mevcut durumdadır.

Şavşat’ta işletmecilik yapan otel sahipleri yaz sezonundan çok memnun olduklarını belirtirlerken kış sezonunun tam aksine vasat geçtiğini ve ulaşım nedeniyle şehir adeta kendi kabuğuna çekilmektedir. Yani kısacası 4 aylık bir dönem için yapılan yatırımlar yatırımcıyı çok fazla cezbetmiyor. Bu nedenle bu gibi yerlerde kış turizminin de canlandırılması gerekmektedir. Aslına bakarsanız Artvin'de kış turizmi açısından çok verimli yerler vardır. Nitekim bu konunun üzerine düşerek değerlendirmek gerekmektedir.

Diğer taraftan sahile baktığımızda yanı başımızda Batum’da sahiller plaj kültürünün de öne çıkmasıyla tıklım tıklım dolarken birkaç adım ötede Hopa’da ve Kemalpaşa’da sahiller boş duruyor. Karadeniz bölgesinin en uzun sahili olan Kemalpaşa sahili yaz aylarındaki durgunluğu ile dikkat çekiyor. Sahillerdeki talanı ne yazık ki kentte kimse görmüyor. Bölge ciddi manada sahil talan ediliyor. Bölge insanının duyarlılığı zaman zaman sosyal medya ortamına yansısa da ne yazık ki esas sorumlular ses çıkarmıyor.

Güzel  memleketimin her köşesini en iyi şekilde değerlendirmek varken ne yazık ki sadece kelimlerde ve masa başında güzel senaryolar kurarak her şeyi yapan bir millet haline geldik. Sözü uzatmaya gerek yok, kendimizi kandırmayalım, icraat istiyorsak sözde değil özde olması gerekmektedir. Birbirimizi kıskanmaktansa bölgeyi bir bütün olarak düşünelim. Karadeniz bölgesi zincirleme olarak birbirine bağlanan bir cennet köşesidir. Bu cenneti daha yaşanabilir hale getirmek dileğiyle.

Yazarın Diğer Yazıları