Kazayla gelen dostluk

30.Aralık.2017

Sesi yine ışıl ışıldı ve o muhteşem enerjisi ile gülümseyerek konuştuğuna emindim. “Yine geliyorsun ve seni görmem yine mümkün olmayacak. Bu beni çok üzüyor. Ama hiç değilse borcumun küçük bir kısmını ödeyeceğim, e-posta adresine bir bak” dedi Rose.

Rose, hayatımda sadece bir kez gördüğüm Amerikalı amatör bir müzisyendi. Tanışmamıza neden olan gün saçma sapan bir biçimde başlamıştı ve öyle devam etmesi için yüzlerce neden çıkıyordu! Dakikası dakikasına tutan hava tahminlerine kanarak evden çıkmıştım ama Chicago bahsedilenin tam aksine buz gibi bir sonbahar günü yaşıyordu. Eve dönmek için kullanmak zorunda olduğum, kentin üstünde dolaşan raylarda çalışma vardı ve o gün sabaha kadar sürecekti. Dahası, birlikte proje yürüttüğümüz arkadaşım arayarak, bir hafta sonra teslim etmemiz gereken raporu o hafta içinde vermemiz gerektiğini söylemişti. Uzun zamandır beklediğim konsere gidip güzel güzel vakit geçirmek varken, tüm gün üşüyerek gezecek ve konserde de rapor gerginliği yaşayacaktım. Yine de iyi olmaya çalışıyordum. Konserin olacağı salona gitmem için binmem gereken otobüse doğru giderken, o yolun da trafiğe kapandığını görmüştüm. Taşınan durağın yerini sorduğum polis memuru şehrin neredeyse diğer ucunu tarif ediyordu. Konsere yetişmem çok zordu. Bundan daha kötüsü olamaz diye düşünmeye başlamıştım.

İşte o anda yükselen bir çığlık beni Rose’la tanıştırdı. Bir taksi aynası ile Rose’a çarpmıştı ve dengesi bozulan kadın ayaklarımın dibine, yüzükoyun kaldırıma uzanmıştı. Şaşkınlıkla iyi olup olmadığını sorduğumda bir cevap alamamıştım. Etrafımızdan koşturarak geçen kalabalık içinde, sanki daha önceden de tanışıyormuş gibi davranan iki kişiydik. Yavaş yavaş doğrulmaya çalışırken elimden destek aldı. Büyük cüssesi ile çok dikkatli hareket ediyordu. Üst geçitin altına kadar yan yana yürüdük. Eşini arayıp iyi olduğunu ama yanına gelmesini istediğini söyledi. Chicago’nun buz gibi rüzgarı yüzümüze yumruk indiriyorken, dizi yırtılmış pantolonuyla onu orda öyle bırakamazdım. Getirdiğim kahveyle ellerini ısıtmaya çalışıyordu. Eşinin gelmesini beklediğimiz yarım saat içinde biraz muhabbet ettik. Onlar gittikten sonra konsere yetişmeme imkan kalmamıştı. Ağırdan alarak evin yolunu tuttum.

Ertesi sabah Rose arayana kadar da zaman aynı terslikte devam ediyordu. Şokta olduğu için olay günü doğru dürüst konuşamadığını, kabalığı için çok özür dilediğini söyleyen Rose konsere gidip gidemediğimi sordu. “Önemli değil” diyerek konuyu kapattım. Ya da ben öyle olduğunu sanmıştım.

Telefonu kapattıktan sonra e-postamı kontrol ettiğimde, günlerdir Amerika’da görevli bulunacağım tarihler konusunda detaylı sorular soran Rose’un, bunu “Konser değil ama lütfen idare et” notuyla gönderdiği bir NBA maçı biletini bana iletmek için yapmış olduğunu anladım. Elbette yaptığımız hiçbir iyilik karşısında bir şey beklemiyoruz. Elbette bazı şeyler gerçekten sadece insanlık bunu gerektirdiği için yapılmalı. Ama tüm bunlara rağmen, hayatımız boyunca bir araya gelme ihtimalimizin çokta fazla olmadığı insanların, dünyayı birbirleri için daha güzel bir yer yapma çabaları çok önemli ve çok güzel. Dünyadan ümitvar olmaya devam etmek lazım!