İnsan ve iletişim

28.Ekim.2018

İnsanlar yani bizler düşündüğünü, hissettiğini bir türlü tam istediği gibi anlatamaz? Hepimizin içine düştüğü bu garip durumun birçok sebebi var. Bunlardan birincisi kendimizi fazla önemsememiz. Çoğu insan daha önce hiç görmediği birisiyle tanıştığında bu insanın ismini daha birinci dakikada unutur. Hele aynı anda birkaç kişiyle tanıştırıldığı zaman pek azının ismi kalır aklında. Bunun sebebi kişinin kendini fazla önemsemesidir. Başkalarıyla tanıştığında insan o kadar kendisiyle meşguldür ki karşısındakine dikkatini veremez. Bu durum daha geniş bir topluluğa konuşma yapanlar için daha da vahim bir hal alır. Çoğu insanın bir topluluğa konuşma yaparkende bunu yaşadığına da çokça şahit olmuşuzdur.

İnsanın kendisi ifade etmesinin önündeki ikinci büyük sorun, insanın konuştuğu konuda bütün bildiklerini söylemesi gerektiği. Çoğu insan bir konuda sahip olduğu bilgilerin tümünü anlatmak için çırpınır. Sanki bazı bilgileri dile getirmese eksikmiş gibi hissine kapılacak. Çoğu insanın bu kadar çok konuşması –ama aynı ölçüde anlaşılamaması- bu nedenledir. Çok konuşmak ile iyi anlaşılmak farklı şeylerdir. Bazı insanlar da teknik terimlerle ya da bol sayıda İngilizce kelime kullanarak konuşurlar. Böyle yaparak kendilerini daha üstün bir yere konumladıklarını zanneder ama aslında daha da anlaşılmaz olurlar. Sadece anlaşılmaz değil, bence itici de olurlar aynı zamanda.Çünkü bunu yaparken karşısındaki insanların daha bilinçli olabileceklerini düşünmezler. Bir başka engel ise konuşan kişinin, kendisini bir mantık sınavında gibi hissetmesidir.

Çoğu insan konuşurken sanki dinleyenler, onun hatalarını bulmak için dinliyorlarmış gibi bir şüpheye kapılır. Oysa insanın kendini anlatması için ne söyleyeceğini bilmesi ve içten olmasından başka hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. İnsanın amacı kendisini ortaya koymak, ne kadar çok bildiğini sergilemek değil de konuştuğu insanlara kendi duygu ve düşüncelerini anlatmak olursa o insanın iletişimi ve insanlar karşısındaki davranışı kendiliğinden düzelir. Eğer insan çok iyi bildiği bir konuda bile çevresindekilere kendini anlatmakta zorlanıyorsa hatta düşündüklerini anlatmak için çırpındıkça etrafındaki insanlar uzaklaşıyorsa sorun, o insanın tavır ve davranışlarındadır. İnsanın aklındakileri anlatabilmesi için karşısındakinin hem bilgi düzeyini hem de ruh halini anlaması gerekir. Kanımca ancak bu şekilde anlatanla dinleyen aynı seviyede olur. İnsanın kendisini anlatması için önce kendini karşısındakinin yerine koyması gerekir. Mutlu pazarlar...