İnanmışlar şehri Saraybosna

05.Ekim.2018

''...nereye ait olduklarını bilenlerin hissettiği aşk ve aidiyet duygusu devamında, ülke ve toprağa sorumluluk duygusunu getirir...”

Son yıllarda yerli turist sayımızda ciddi bir artış var. İnsanlarımız ülkesini ve dünyayı gezip görmek, daha iyi tanımak istiyor. Eskisi gibi tatil için deniz ve kum aramıyor. Yeni yerler keşfetmeyi de tatil programımıza dâhil ediyoruz. Ben de bu arayışta olan dostlarıma şiddetle Saraybosna’ya gitmelerini tavsiye ediyorum. Şu an yazımı da Saraybosna topraklarından kaleme alıyorum. Her Müslümanın yaşaması gereken derin hisler içindeyim. 

İnanmışlık, Osmanlı.

Avrupa’nın göbeğinde tarihi, inancı ve toprakları için büyük bir mücadele örneği vermiş insanların yazdıkları kahramanlık destanını
gururla izliyor ve okuyorum. Bu inanç mücadelesini hala da sürdüren OSMANLININ torunlarının yaşadıkları toprağa olan bağlılıklarını hayranlıkla dinliyorum. İnanmış toplumların ancak, cesur liderleri olur.

Yaşam hikâyesinden, anıt mezarına kadar her adımında bilgeliğini ve İslam’a bağlılığını yansıtan bir kahraman; Aliye İZZETBEGOVİÇ; Bosna’nın kaderini değiştirmiş.

Alışılmışın dışında bir lider İZZETBEGOVİÇ. Yaşadığı yerlerde, öyle boy boy heykelleri yok.  Lakin kaderi olduğu toplumun yüreğinde o kadar büyümüş ki, halkı onun hikâyesiyle çocuklarını büyütüyor. Yaşarken nasıl önder ve ışık olduysa, yattığı yerde de, ay yıldız... Sade hayatı, dürüstlüğü, merhameti ve sabrı ile İslam’ı kendine kimlik yaptığını, bu kimlik için de sonuna kadar mücadele ettiğini görüyoruz. Onun sayesinde Bosna’da ezanlar dinmemiş. Camiler halkı beş vakit namaza çağırıyor. 

Osmanlı öyle derin bir iz bırakmış ki, eserlerini ve insanlara verdiği özgüven görülmeye değer. Haçlının bu özgüvenden ve İslam varlığından rahatsız olduğu bir gerçek. Bugün bölgede büyük bir sükûn hâkim. Lakin bu sessizliğin arkasında haçlının kendi projelerini tek tek yürüttüğü, sosyal ve ekonomik bölünmüşlüğü derinleştirdiği kesin.

Birçok İslam ülkesini “ılımlı İslam” projesiyle, kimliğinden koparan batı, elbette Bosna’daki bu dik duruş ve inanç karşısında boş durmayacaktır. Bugünlerde gaflet içinde olup, kimlik ve vatan bilinci taşımayanlar bilsinler ki aynı tehlike ülkemiz için de geçerli. Dün Srebrenitsa’da Sırpların gerçekleştirdiği modern çağın en büyük katliamı, 8000 Müslümanın katledilmesi olayına nasıl seyirci kalınmışsa, Batı’nın Müslümana bakış açısı bugünde aynı...

Saraybosna’ya gidin. Orada ataları Osmanlının, vatanlaştırdığı topraklar için torunların nasıl mücadele verdiğini görün. Camilerin
oradaki duruşlarını, huzur veren iklimini hissedin. Bosna gezim esnasında manevi dünyamda müthiş bir güzellik yaşarken ülkem adına da büyük bir endişeye kapıldım.

Dün Türk ve İslam düşmanlığı içinde cinayet, işkence, tecavüz gibi suçları işlemekten çekinmeyenlerin yürüttükleri yeni yok etme metodu; kültürel savaştır. Bu savaşta kültür değerlerimizi ve kimliğimizi kaybedersek eğer, sadece toprağımızı değil kendimizi de kaybederiz. 

“Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır! ”Saraybosna’ya ve inanmış insanlarına selam olsun. Toprağına can veren Bilge lider İZZETBEGOVİÇ ve bütün vatan şehitlerine rahmet diliyorum.