Hak verilmez alınır!

20.Eylül.2018

ayı aşkın bir süredir sizinleyim. Yeni yol arkadaşlarımla yola çıkarken, şunun sözünü vermiştik: ‘İyi gazete yapacağız. Doğru haberler vereceğiz. Birçok şeyi ilk bizden duyacaksınız.’

Bunları yaparken de şunun altını özelikle çizmiştim: “Meslektaşlarımıza saygı duyacağız.”

Gazetecilikte geriye bakmak yoktur. Hep bir sonrayı, hep ileriyi düşünmek zorundasınız.Böyle yapamazsanız zaten gazeteci olamazsınız.

Biz ustalarımızdan böyle öğrendik. Şimdi de birlikte olduğumuz gençlere öğrendiklerimizi aktarmaya çalışıyoruz.

Geldiğim ilk günlerde bir yazı kaleme almıştım.

Bu yazı sizinle tanışma, hasbihal yazısıydı. Sonrasında belki yoğun tempodan olsa gerek yazmaya biraz ara verdik.

Ancak neredeyse her gün Trabzon’da yeni bir dost edindim. Sohbetler ettik. Her konudan konuştuk.

Söz dönüp dolaşıp yine Trabzonspor’a geldi.

36 yılı geride bıraktığım meslek yaşamımda Türkiye’nin neredeyse tamamını gezdim.

Avrupa’dan birçok ülkeyi görme fırsatım oldu.

Şunu açık şekilde söylemeliyim ki, renklere bu kadar sevdalı bir taraftar grubu hiçbir yerde görmedim.

Bu anlatılırdı bizlere.

Ancak yaşayınca gördüm ki, bize anlatılanlar çok yavan kalmış.

Trabzon’da hayat ‘bordo-mavi’. İnanılmaz bir takım sevgisi var.

Kazanınca insanların yüzündeki ifadeler değişiyor.

Moral ve motivasyon tavan yapıyor. Şimdi merak edenleriniz,

‘Trabzonspor’u nasıl görüyorsun?’diyenleriniz var biliyorum.

Bu soru, yaptığım sohbetlerde sıkça karşıma çıkıyor.

Teknik işler bizim harcımız değil ancak, bilgi ve birikimimiz doğrultusunda bir şeyler söyleyeyim:

Yönetimin ‘Öze dönüş’ kararı çok doğru. Altyapıdan daha fazla oyuncu takımda yer almalı.

Ünal Karaman bu konuda korkmamalı.

Çok klasik ama; ‘Cesurlar bir kez, korkaklar her gün ölür’ der William Shakespeare.

Ünal hoca bu cesareti göstermeli.

Gösterenleri kendine örnek almalı.

Mesela; Bursaspor’un hocası Samet Aybaba. Rize maçında 4 altyapı oyuncusunu sahaya sürdü.

Demek ki isteyince oluyor. Gözlemlediğim bir diğer sıkıntı ise yardımcı konusu.

Mourinho, Guardiola, Klopp, Pochettino bugün dünyada en çok konuşulan isimler ise, onların buralarda olmasını sağlayan yanındaki yardımcılarıdır.

Mourinho’nun, “Ben buradaysam asıl başarılı ekibimimdir” sözleri hala kulaklarımızda.

Hüseyin Cimşir’i küçümsediğim düşünülmesin ancak, geride kalan 5 haftayı şöyle bir hatırlayalım.

Özellikle puan kaybedilen 3 maçı. Oyuna müdahalede geç kalındı. Rakiplerin iyi analiz edilmediği açık bir şekilde görüldü. En önemlisi, bu eksikleri taraftar görürken maalesef teknik heyet göremedi. Trabzonspor taraftarı Türkiye’de futbolu en iyi bilen seyirci grubudur. Kandıramazsınız onları.

O zaman yapılması gereken Ünal Karaman’ın yanına tecrübeli bir ismin getirilmesidir. Bu Ünal hocanın yükünü hafifleteceği gibi, Trabzonspor’a ivme kazandıracaktır. Ve en önemlisi...

Trabzonspor, Türkiye’de hakları en çok yenen kulüptür. Bir şampiyonluğu göz göre göre çalınmıştır.

Bu sezon da benzer senaryolarla karşı karşıyayız.

Ankaragücü maçındaki katliamın külleri soğumadan bu kez Alanya’da skandal yaşandı.

İki gündür bu konuyla ilgili sesimizi yükseltiyoruz. Ancak asıl sesini yükseltmesi gereken Trabzonspor yönetimidir. Gerekeni yapacaklarından kuşkumuz yok ancak sessiz kalınması demek daha sonraki faciaları kabullenmek anlamını taşır. Yönetim bilmeli ki, bu şehir arkalarında. Ve yine bilmeliler ki, tüm medya yanlarında. O zaman diyelim ki; hak verilmez alınır. Hak edileni almak için birlikte olmaya ne dersiniz?