Fındık 10, kestane 15, ceviz 25

14.Kasım.2017

Evet evet fındığın kilosu 10 TL, kestanenin kilosu 15 TL, cevizin kilosu ise 25 TL. Gerek fındık gerek kestane gerekse ceviz bölgemizde rahat rahat yetiştirilebilmektedir. Her nedense sebebi izah edilemeyeceği bir şekilde bölge halkı kahır ekseriyetle fındık tarımı ile uğraşır. Halbuki kestane veya ceviz bölgemizin en ücra köşesinde dahi hiçbir problemle karşılaşmadan çok kolay ve çok daha az bir emekle yetiştirilebilir.

Bu ifadelerim fındıktan vazgeçelim anlamında yorumlanmamalı. Elbetteki fındık hem bölge halkımız hem de ülkemiz için stratejik bir üründür. Ancak kestane ve ceviz üretimi de ülkemizi yönetenler tarafından ciddi ciddi teşvik edilmelidir. Ülkeyi yönetenlerin en önemli görevi yönettikleri vatandaşın gelir seviyesi ile yaşam standartlarını yükseltmektir. Eğer bölgemiz halkının geliri şu an yetiştirdiği geleneksel ürünlerin dışında başka ürünlerle yükselecekse bölge insanı o ürüne yönlendirilmelidir. Bu yönlendirme görevi ülkeye yönetenlere aittir.

Arazi bazlı teşvikler derhal ürün endeksli şekle dönüştürülmelidir. Vatandaşın yetiştirdiği ürünlerle ilgili bilgi dağarcığı yükseltilmelidir. Merak ediyorum, il ve ilçelerdeki tarım müdürlüklerinde çalışanlar ne iş yapar? Bu müdürlüklerde görevli memurların önünde ülke tarımını kalkındıracak işe yarayan programlar var mıdır? Bu tarımla ilgili memurlar, işlerine kravatla değil, çizme, eldiven veya tulum giyerek gitmelidir. Bu memurların iş yerleri bürolar değil, tarlalar, bahçeler veya ahırlar olmalıdır.

Bu memurlar, bürokratik işlerle değil, vatandaşın geliriyle yaşam standardını yükseltebilecek olan tarımsal çalışma programları ile uğraşmalıdır. Okullarımızda tarım dersleri bölgesel hale dönüştürülmelidir. Her bölgede yöresel tarım ürünleri ile ilgili öğretim programları düzenlenmelidir. Vatandaş yetiştireceği ürünlerle ilgili eğitime tabi tutulmalıdır. Böylelikle ülke tarımı geliştirilmelidir.

Aksi halde Bulgaristan'dan saman, Avrupa'dan buğday, Amerika'dan mısır, Sırbistan'dan da et ithal etmek mecburiyetinde kalırız. Ülkemizde tarımsal ürünleri üretenlerin yaşamsal ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayacak şekilde politikalar üretmek ülkeyi yönetenlerin birinci görevidir. Bu amaca ulaşmanın en önemli şartı da üreticiyi pazara indirdiği ürünler karşılığı maddi olarak yeterli derecede desteklemektir. Üretici birlik, kooperatif ve derneklerinin kurulması desteklenmeli ve teşvik edilmelidir.

Tarımla uğraşanların emeklerinin karşılığını alabilmeleri aracıların ve komisyoncuların insafına bırakılmamalıdır. Vatandaşımız, bölgemizin dağında taşında, düzünde, yamacında yetişen ve fiyatı fındıktan daha pahalı, maliyeti ise fındıktan daha ucuz olan kestane, ceviz veya yaban mersini (Likarba) üretimine yönelmiyorsa bunun müsebbibi ülkeyi yönetenlerdir.

Stratejik bir ürün olan fındığı elbetteki ihmal edemeyiz. Ancak bugünkü şatlarda fındık, düşük fiyat ve yüksek maliyet nedeniyle önemini yıldan yıla kaybetmektedir. Yöneticiler bu probleme en kısa zamanda çare bulmalıdır. Bizim için stratejik önemde olan fındık, onu bizden ithal eden ülkeler için hayati önemdedir. Mesela ülkemizin ekonomisine yön verenler "BU YIL FINDIĞI İHRAÇ ETMİYORUZ. İÇ PİYASAMIZDA TÜKETECEĞİZ" desin fındığın fiyatı ikiye katlanır. Ancak fındığın fiyatı yükselse bile, alternatif ürünler yetiştirme koşullarını yaratma çabalarımızdan asla vazgeçmemeliyiz.