Fındığın değerini bilmiyoruz!

11.Ekim.2018

Ne olacak bu fındığın ve üreticisinin hali?

Çünkü bu sezon bir başka hal aldı bu sorunun cevabı.

Sorular hep cevapsız.

Aylardır “TMO alacak” diye pompalandı; “FOS” çıktı.

Mustafa Önsel fındık ile ilgili önemli bir analiz yapmış: 

“2014 yılında - 6 dolar 

2018 yılında - 2 dolar

Nasıl, geriye doğru bayağı mesafe alınmış değil mi? Yetkililere soralım: Bu kadar ucuzlayan, fiyatı geri düşen ne var ülkede Allah aşkına?”

Önemli bir soru değil mi?

Önsel’in yazısına devam edelim:

***

“Geçmişte Fiskobirlik vardı. Şimdi sadece adı var. Toprak Mahsulleri Ofisi de istenildiği ölçekte işlevsel değil. 

Ülkede fındık piyasası İtalyan Ferrero firmasının insafına terk edilmiş gözükmektedir. Geçtiğimiz günlerde bu firmaya fındık ihracatının yanı sıra ithalat izni de verildi. Muhtemel iç piyasadaki fiyatları daha sıkı kontrol etmek için söz konusu firmaya böyle bir hak tanındı.

Bu durumda fındık üreticisi nasıl ayakta kalabilir? 2017 itibarıyla 57 milyar dolar cari açık veren bir ülkeye yılda 2 milyar dolar civarında ihracat girdisi sağlayan, bu anlamda stratejik bir tarım ürünü olan fındık kaderine terk edilemez, Ferrerolara emanet edilemez.

Geçmişte iç piyasanın en büyük alıcısı ve en önemli KİT’lerden biri olan Fiskobirlik, fındık ihracatını da gerçekleştiriyordu. Fındık üreticisi an itibarıyla kendini boğaz tokluğuna çalışan köle gibi hissetmektedir.” 

Her bir cümlesi çok çarpıcı.

***

Önsel “O zaman ne yapılmalı?” diye sorarken cevabını veriyor:

-Doğu Karadeniz gibi eğimi nedeniyle toprak tutmak için ağaca ihtiyacı olan, başka ürün yetiştirmenin zor olduğu bölgelerde fındık üreticiliğinin yapılmasının uygun olduğu görülmektedir. Doğu Karadeniz’deki artık verimliliği düşmüş, yaşlı fındık ağaçlarının, devletin gözetiminde münavebeli olarak yenilenmesi gerekmektedir.

- Piyasadaki haksız rekabet ortamı, tekelci anlayış kırılmalıdır. Toprak Mahsulleri Ofisinin işlevi arttırılmalı, Fiskobirlik gibi kuruluşlar fındık piyasasında yeniden inisiyatif almalıdırlar. Fındıkta fiyat, dolayısıyla üretici gelirinde istikrar sağlanması için bu şarttır.

- Ayrıca bu kuruluşlar aracılığı ile fındık borsası kurulmalı ve dünyada en büyük fındık üreticisi durumunda olan ülkemizin aynı  zamanda bu ürünün fiyatını da belirlemesi önem arz etmektedir.

- Aynı kuruluşların ön ayak olmasıyla yeterli sayıda lisanslı depo yapılmalı, dayanıklı bir ürün olan fındığın  depolanarak, fiyatı olgunlaşmadan elden çıkartılmasının yani ederinin altında bir fiyata satılmasının önüne geçilmelidir.

- Bir başka belirtilecek husus da fındık alımındaki İtalyan Ferrero şirketinin durumudur. Yabancıların, üreticiden ziyade kendi  kazançlarını maksimize etme düşüncesinde olacakları gerçeği acımasızca karşımızda durmaktadır. Fındık gibi ithal girdisi olmayan,
Doğu Karadeniz için ayrı bir önem ve faydası olan bir ürünün piyasasının elin İtalyanına teslim edilmesi, bu şirkete ihracatın yanı
sıra ithalat izni verilmesi kabul edilemez. Bunun TMO ve yeniden işlevsel hale getirilecek Fiskobirlik vasıtasıyla önlenmesi kaçınılmazdır.

***

Önsel tedbirleri böyle açıklarken “EY DEVLET YETKİLİLERİ” diye seslenip yazısını noktalıyor. 

“Ben, küçük de olsa fındık bahçesi sahibi bir üretici olarak öncelikle elzem gördüklerimi kaleme aldım. Elbette bunları ülkeyi yönetenlere söylüyorum ve son olarak diyorum ki; 

Ey devlet yetkilileri! Fındık gerçekten çok kutsal bir ağaçtır. Cari açığı her yıl artan bir ülkenin her şeye rağmen ihracı yapılan en önemli tarım ürünüdür.

Bunun dışında fındık,  varlığıyla toprağın yok olmasına, insanın ise bölgeden göç etmesine engel olan mucizevi bir üründür.

İster misiniz toprağı yok olmuş, insanı kaybolmuş bir Doğu Karadeniz?

Ha bir de oy almak var.Son fındık ağacı da yok olduğunda bilin ki oralar insanların da yaşamadığı yerler olacak. O zaman oyu kimden alacaksınız?