Ey siyasetçiler, ey milletim!

04.Aralık.2017

Ümit verici, faydalı bir çizgi izlemiyorsunuz!

Türkiye’mizin içinde bulunduğu şartlar karşısında geleceğimizi güvence altına alacak bir yol aramayı hedef alıp almadığınızdan toplum olarak şüphe içindeyiz, siz ne kadar farkındasınız?

Tokat ilimizin anlamlı bir türküsü vardır:

“Tokat Yolları Taşlı”

Her türkümüzün yaşanmış neşeli, ızdıraplı, umut veren veya ibret dolu gerçek bir hikâyesi vardır. İşte bunlardan birisidir bu türkümüz. 15’li yaşlardaki gençlerin askere alınması olduğu kadarı bilinir.

“Tokat ilimizin bir köyünde oldukça güzel Hediye adlı genç bir kızımız vardır. Birçok gencin gözü ondadır ama onun gözü yeni yetme delikanlı Hüseyin’dedir. Hüseyin’in ailesi gelip kızı ister, verirler, onlara nişan yaparlar.

Birinci Dünya Savaşı devam etmektedir. Cephelerden devamlı kötü haberler gelir. Artık yedekler de bitmiştir. Yaşı küçük olanlar askere alınır. Eski Hicri takvimle yıl 1315 - yeni takvimle 1917. Halk 1315 doğumlulara 15’liler der. Hüseyin 15’lidir. Onu da alıp harbe götürürler. Bir süre sonra ‘Hüseyin şehit oldu’ haberi gelir. Bütün ülke gibi o köy de aç ve perişandır. Köyde delikanlı kalmamıştır. Hediye’nin ailesi kızlarını isteyen varlıklı yaşlı bir adama vermek zorunda kalır. Hediye ne kadar direnirse de sonunda ağlaya ağlaya adama varır. Bir yıl sonra yaşlı adam ölür. Hediye dul kalır. Adam varlıklı olduğu için eşkıyalar evi basar, malı mülkü soyar, Hediye’yi de dağa kaldırırlar. Bir süre sonra geri getirip köyün yakınlarına bırakırlar. Hediye bu felaketlerle yaşayamayacağını düşünür ve ortalıktan kaybolur. Savaş biter, bir süre sonra, Hüseyin şehit olmamıştır, köyüne gelir. Olanları öğrenir. Bu şekilde yaşayamayacağını düşünerek Hüseyin de ortadan kaybolur. İkisinin de sonrası bilinmez.”

Daha uzun olan bu gerçek hayat hikâyesi türkümüzün başlangıç kısmı şöyledir:

“Hey onbeşli onbeşli

Tokat yolları taşlı

Onbeşliler gidiyor

Kızların gözü yaşlı

Aslan yarim kız senin adın Hediye

Ben dolandım sen de dolan gel beriye

Fistan aldım endazesi onyediye...”

Düğünlerde bu türkü eşliğinde oynanmasına razıyım ama türkü söylenirken karşılıklı göbek atarlar ya, her seferinde içim burkulur. Adeta, (bilmeden) sevindikleri hissine kapılırım!!!

***

Masal anlatmak için yazmadım bunları!

Öyleyse,

Bu ve bundan çok daha ağırları yaşandıysa, 

Gavur hiçbir zaman gözümüzün yaşına bakmadıysa,

Malum parti hariç, sayın siyasetçilerimiz, Ankara’da bulunmalarının, yani varlık sebeplerinin kendi ikbal ve saltanatlarının gereği değil, Türk milletine kayıtsız şartsız hizmet etmek olduğunu bilmek ve buna göre çalışmak zorundadırlar. Kendisini Türk milletinin evladı sayanlar için bu zaten, kaçınılmaz bir mecburiyettir.

Onların görevi, birbirine karşı, adaba uymayan küfürleri sıralamak olamaz!

***

Türkiye’mizin kalkınması, büyümesi, zenginleşmesi... bilim ve teknolojide gelişmiş olması... borçsuz (yani haysiyetli) yaşaması... dünyadaki irili ufaklı her devlet ve topluluktan korkmaması (lafla horozlanmalar bir yana) için her yönüyle güçlü olması... yeni bir Türk medeniyetinin yükselmesi...

Evet, yeni bir Türk medeniyetinin yükselmesi...

Bunları yapmayı niçin konuşmuyoruz, sayın siyasetçiler, saygıdeğer milletim???