Evanjelizm

01.Ekim.2018

Bugün sizlere bir kitaptan bahsedeceğim. Dr. Ramazan Kurtoğlu’nun yazdığı, Destek Yayınlarından çıkan: ”EVANJELİZM-Tanrı’yı Kıyamete Zorlamak”.

“Arap Baharı” adıyla tarihe geçen, Eylül 2010’da başlayan, dış destekli halk isyanları, “Wikileks” ile çöplüğe dökülen milletlerarası
siyaset ve diplomatik ilişki kriptolarından anlaşılıyor ki, Judeo-Hristiyan Evanjelist “din-siyaset felsefesiekonomi”  formatlı “Yeni Dünya Düzeni-Tanrı İmparatorluğu Projesi” nin “Eski Kudüs” (İsrail oğulları), “Yeni Kudüs” (ABD yöneticileri) ekseninde, İslam ve Türk Dünyası tam on ikideki hedeftir. Türkiye ise bu projede ana hedeftir.

İslam dünyasında iktidarı elinde bulunduran azınlık gruplar sefahat içinde iken halkın çoğunluğu yoksulluk ve çaresizlik içindedir. Dünyada en fakir 35 ülkenin tamamı Müslüman ülkelerdir. İslam Dünyası tarihte ilk kez Judeo-Hristiyan Batı karşısında bu derece zayıftır.

Türk milleti gerek binlerce yıllık tarihi, gerek imparatorluk geleneği, gerekse Eşari ve Selefi anlayışın dışında, Semerkant-Buhara-İstanbul eksenindeki Maturidi Türk-İslam İtikadi zihniyetine sahiptir. Bundan dolayı Batı, Türkiye’yi 1,5 milyar nüfuslu İslam Dünyasında en tehlikeli rakip olarak görmektedir.

Çünkü İslam’ı Yahudilik ve Hristiyanlıktan ayıran en önemli fark ”AKIL”dır.

Yani, Yahudilik ve Hristiyanlık sadece “iman” üzerine otururken, İSLAM “İMAN VE AKIL” temeline dayanır.

Diğer önemli bir özellik de yüce peygamberimizin “Cennet anaların ayakları altındadır” hadisine uygun olarak İslam ülkeleri içinde kadına en fazla değer veren millet, Türk milletidir. Öğretmenlerimizin yarıdan  fazlası, öğretim üyelerimizin ve doktorlarımızın dörtte biri kadınlarımızdır.  Toynbee’nin ifadesiyle “Kuzey Müslümanlığı” (yani Türkler), Batı medeniyeti için hem alternatif hem de tehdittir”.

Osmanlı Türkiyesi “daha çok hürriyet” mavrası ile etnik-dini-siyasi ve sosyal çatışma bataklığına sürüklenirken, ekonomik olarak da
liberalizmin, faizlerini bile ödeyemez hale getirdiği iç ve dış borç bataklığına itilmişti. Bugün yaşadıklarımız da bundan farklı değildir!

Günümüzde tarihte örneğine hiç rastlanmamış bir mefhumla karşı karşıyayız: Farklı inançlar aynı amaca yönelmiş durumda. Kral
Davud soyundan Yahudilerin beklediği Mesih, özellikle Evanjelist Hristiyanların beklediği İsa Mesih, başını İran’ın çektiği Şii İslam inancındaki Müslümanların beklediği kayıp 12. İmam, Hz. İsa ile bir kısım Sünni Müslüman tarikat ve cemaatlerin beklediği Mehdi ve Hz. İsa’nın gelişine yönelik 21. yüzyılın ilk çeyreğine atıf yapan kuvvetli inanç ve spekülatif siyasi atraksiyonlar şaşılacak derecede örtüşüyor.

Nasıl oluyor da tüm semavi dinler ayrı ayrı amaçlarla aynı kurtarıcıyı bekliyor? Biz kimin neye inandığını yargılamayız. Ancak bu farklı inanç sahibi yüz milyonlar nasıl olup da bir nevi mutabakat içinde olabiliyorlar? İşin bir başka tarafı da giderek alenileşiyor.

Yukarıda saydığımız Mesih/Mehdi beklentisi öyle bir toplumsal histeriye dönüşüyor ki, tarafların hepsi onun bir an önce gelmesi için adeta Tanrı’yı kıyamete çağırıyorlar! Evanjelizmin körüklediği bu histerinin nasıl vahim sonuçlara yol açabileceğini öngörmek zordur. Bu mezhebin doğuşundan günümüze dek yükselişinin öyküsünü ve izlediği yolu tarihi gerçeklerin ışığı altında bu kitapta bulabilirsiniz.