ESKİ MOTORLU ARACA YENİ ŞOFÖR NE YAPSIN!

10.Temmuz.2018

Bir araç düşünün ki motoru çok eski, hatta 1923 tarihli! Her tarafı dökülüyor, hiç bakım yapmamış, ha bire kasasında gereksiz yük taşımış, belli bir hedefi olmamış, tonajının üstünde taşıdığı yükler, lastiklerini eskitmiş, motoru çalışamaz hale getirmiş, bütün bunlardan dolayı her rampa çıkışında tekleyen araç; şoförü değiştirilerek rampayı çıkabileceği iddia edilip bu sefer yeni şoför ile birlikte araç rampa yukarı ittirilerek, insanlara; bakın işte, aracımız hızlandı, artık bize rampalar dayanmaz dayatması yapılarak bunun adına siyaset denilmiş! Burada herkesin bildiği basit bir sosyolojik kuralı hatırlatmak isteriz; “ayni işleri yapıp farklı sonuçlar beklemek” ancak akılsızların umududur derler!

İşte CHP tamda bu anlattığımız olayın kahramanı olarak karşımıza çıkıyor. Atatürk’ün, o günkü şartlarda kurup yönettiği, ancak toplumsal yapının “merkezi yönetim alışkanlıklarını” terk etmekte istekli olamaması üzerine istediği sonucu alamadığı ve kendisinden sonra gelenlerin de işin kolaycılığına kaçıp, değişen ve gelişen dünya gerçeklerine göre kendisini yenileyemediği bir yaklaşım ile yönetilen CHP!

Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde; her seçim sonrası karşılaşılan yenilgiyi, bir önceki dönemde meşru delegelerin seçtiği yönetimi değiştirerek başarıya gidebileceğini savunan ve de bunu gerçekleştiren bir siyasi partiye henüz rastlanılmamıştır! Ancak bizde ki CHP hariç!

Türk milletinin geleneksel kültürel alışkanlıklarını önemsemeyen, inançları ile barışık olmayı “ana eksenine” oturtamayan, çağdaşlaşmayı hala; adalarda, boğazda ya da lüks salonlarda “viski yudumlamak” olarak zanneden, seçimden seçime, vatandaşın yanına varıp onu kurtarabileceğini vaat eden ve seçimlerden sonra onun yanına bir daha uğramayan bir anlayış neden kendisini tercih etmeyenlerden önce kendi yönetim anlayışını sorgulamaz, anlamak mümkün değil!

Hatta öyle ki; kendisine güvenmeyen, projeleri ile halkın onayını alamayan bir CHP, bu başarısızlığını; başka siyasi partileri, kendi oylarının ve gücünün devşirilmesi gerçeğine rağmen; gerek milletvekili transferi ve gerekse talimatlandırılmamış ancak “sen anlarsın” mantığı ile desteklemeyi başarı sayarak iktidara gelebileceğini zannetmiş! Bu metot ile iktidara gelebilmeyi iddia edip hayal etmek, kelimenin tam anlamıyla komedi bile değildir!

Avrupa da ve dünya da, 1830 sanayi devriminden sonra; “Sosyal Demokrat” anlayışlara sahip toplumsal yapılar, kendilerini süratle revize edip toplumsal yapıya ve dokuya eksiksiz uydurup kendi refah toplumlarını oluştururken; bizdeki “Sosyal demokrat” yapının merkezi olduğunu iddia eden CHP, neredeyse “Ortaçağ çağ” dönemindeki bağnazlıkları siyasi yenileşme olarak sahiplenip, eylem ve söylemlerini bu geçersiz yaklaşımlarla süsleyip topluma sunmayı yenileşme ve değişme zannetmiş! Gerçeklerle uyuşmayan bu anlamsız ısrarlar her seçim sonrasında Türk milletinden onay alamamış olmasına rağmen CHP, ”biz nerede hata yapıyoruz” değerlendirmesini asla yapamamıştır!

CHP’nin yapacağı iş; her seçim sonrası, lideri ile birlikte parti yönetimini değiştirmek değil, dünya gerçeklerine göre fikir ve ideolojisini kökten değiştirmek olmalıdır! %70’i muhafazakâr sağ, %30’u sosyal demokrat sol olan bir toplumda, eskiyen, dökülen, çekiş gücü sıfırlanmış bir aracın şoförünü değiştirsen ne olur, değiştirmesen ne değişir! Böyle yapmakla; kendi tabanınızı kandırabilirsiniz ancak; Türk milletini inandıramadığınızı hala anlayamayacakmısınız!

Bize göre CHP, her rampa başlangıcında ömrü bitmiş aracının şoförünü değil, motorunu yenilemelidir!