Emperyalizme karşı milli ekonomi kaçınılmazdır

27.Ağustos.2018

ABD ile yaşanan sıkıntılar “nasıl bir oyun oynandığı” sorusunu gündeme getiriyor. ABD bir papazı istiyor, biz başka papazı istiyoruz. Trump, attığı tweet’te “Türkiye uzun yıllar ABD’den yararlandı. Türkiye ile ilişkilerimizi azaltıyoruz” diyor. Bir kişiden bahsediyorsa da aslında Güneydoğu’da bölücülerle işbirliği yapan, onlara plan-proje ve her türlü destek veren çok sayıda ajanının da bırakılmasını istiyor. ABD’ye göre “uluslararası ilişkiler hukukun değil, gücün ilişkisidir; güç emreder ve hukuk hükmedeni meşru kılar”. Emperyalizm bütün devletlere böyle bakar. Sizin hukukunuz geçersizdir. Her zaman uysal çocuk olacaksınız.

Daha da açık söyleyelim: Yakın zamana kadar bizim bütün liberallerimizin ve hatta AB’ye girmek için can atan (TC’yi sevemeyen!) dincilerimizin, AB kuklası dernek, vakıf, hatta bazı üniversitelerimizin uşaklık ettikleri, bazılarının maddi destek bile aldıkları Yahudi George Soros:

-“Amerika’nın diğer ülkelerin iç işlerine karışmadan edemeyeceğini” belirtiyordu.

Bugün ABD yalnız bize değil, bütün dünyaya karşı, ekonomik görünümlü bir “küresel savaş” uygulamaktadır. Hedefi siyasidir ve dünyada tek egemen güç olmaktır.

Bize yönelik yaptırımlar konusunda Rusya, Çin, İtalya, Almanya ve Fransa’nın destek vermeleri Türkiye’nin bozulan ekonomisinden zarar çekmeleri korkusundan değil, Amerika’ya karşı birlik ihtiyaçlarındandır. Milli para ile ticaret arayışları da bundan dolayıdır.

Menbiç’te Türk ve ABD askerlerinin birlikte devriye gezecek kadar düşman olmadıklarını(!) görünce kafamız da karışmıyor değil… Bu nasıl oluyor? Madem beraberlik var, Fırat’ın doğusuna neden beraber gitmiyorlar? Orası kime bırakılıyor? Rusya’ya değil, Esad’ın Suriye’sine değil. Kime?

ABD’den istediğimiz papazı oraya biz göndermiştik. Darbecilerin beyin takımı zaten yurt dışında, Adil Öksüz’ü bile yakalayıp, yine biz bıraktık.

Trump ambargo koydu, bizim mallarımıza ithalat vergisini artırdı, iki bakanımızın mallarına el koyma kararı aldı. Bunları normal saydı ama aynı kararları biz alınca kabahat oldu! Diyor ki: “Türkiye’nin ek ithalat vergileri üzücü. Yanlış yönde atılmış bir adım. Bizimki ulusal güvenlik nedeniyle yapılmış bir şey, onların vergisi ise misilleme”.

Delinin zoruna bakın! Bu delilik değil, insanlıktan çıkmaktır. Onun yaptığı her şey Amerika’nın ulusal güvenliği için, yani meşru imiş! Denizaşırı bir yeri gidip işgal edebilir, güvenlik için der, hukuk da onu haklı çıkartmak zorundadır. Siz teröristi bile takip ederseniz suç işlersiniz!

Bu Trump ne delidir, ne de manyak. Ona ne yapacağı, ne söyleyeceği yazılı getirilir, ezberler, konuşur. Ona deli demek bütün CİA’ya diplomat, uzman, ajan ve devlet adamlarına deli demek olur! Mümkün mü?

Amerika’nın yüzsüzlüğü ve paramızla oynaması Ankara’yı milli ekonomi anlayışına mecbur etti.

Doğru konuşmak mecburiyetinde olduğumuza göre şunu ifade etmeliyiz: Eğer, ABD bu oyunu oynamasaydı yakın zamanda bizim ekonomimiz bu duruma kendiliğinden düşecekti! Bu enflasyon kaçınılmazdı dersek yanlış olmaz. Elinde çok cılız ekonomik gücü olan bir devletten, her şeyini satmış, vergiyle, borçla yaşayan müthiş bir israf ekonomisinden bahsediyoruz.

Fakir ve parasız insanlardan yastık altında olmayan altın ve dolarlarını bozdurmaları isteniyor!

Oysa paranın kimlerde olduğu belli: Onlarca, yüzlerce devlet ihalesi alanlar, üç-beş yerden dev maaşları alanlar!

Bu yıl fındığımızın toplam miktarı fazla değil, fakat kalitesi iyi. Ordu fındığını da sel vurdu!

Devletin dövize ciddi ihtiyacı olduğu gerçeğinden de hareketle, taban fiyatını en az 15 TL tutarak fındığın tamamına yakınını devletin alması, üreticinin tüccara teslim edilmemesi, iç sanayinin ihtiyacının karşılanıp, büyük kısmının devlet eliyle ihraç edilmesi akla yatkın gelmektedir.

Akıllı ve üretici olursak biz kazanacağız.

Dün 26 Ağustos idi; Türk Milleti’nin iki büyük kutlu diriliş günü.

1071 Malazgirt, 1922 Büyük Taarruz.

Biz hep varız, var olacağız.