Duruş farkı...

29.Ağustos.2018

Dönelim siyasete. CHP’de Kılıçdaroğlu- İnce meselesi, sönmüş gibi gözüküyorsa da saman altından yürüyor.

İnce, minnet ve şükran duyduğu genel başkanına karşı “Adaylığımı koymam” demişti ama kime karşı adaylığını koyacak ki?

Başka kim var?

Soyadı İnce de olsa, Muharrem Bey bir incelik göstermeye mecbur değil. “Nezaket için siyaset yapılmaz.” 

Nitekim Ecevit gibi zarif bir insanın bile kurultayda İsmet Paşa’ya karşı aday oluşu hiç unutulmaz. 

“Siyasette duygusallığa yer yoktur” diyen de yine Ecevit’tir. 

Haklıdır.

Kılıçdaroğlu çok mu vefalıdır ki İnce de vefalı olsun?

İhanet ise farklı bir şey. Bu kelimeyi Abdullah Gül’e kondurmak istemem ama “çok hevesli idiyse” partisine döner, kongrede
aday olur. Erdoğan’ın karşısına dikilirdi. Kazanırdı veya kaybederdi, o başka... Ama doğrusu bu idi.

Böyle yapmayıp da dışarıdan gelen bir tezgahın içinde başrolü kabul eder gözükmesi, elbet yakışık almadı.

Her neyse... Geldi geçti. Bari Abdüllatif Şener’e bir hayrı oldu.

Ne oldu?

Biz sayın Gül’e dalıp “cambaza bakarken” Latif Bey sessizce hidayete erdi. Sosyal Demokratlığa yüceldi, eski partisinin şimdi
amansız bir rakibi olarak meclise kapağı attı.

Velhasıl:

- İçlerinde en masum olanı, Muharrem İnce’dir.

Yazarın Diğer Yazıları