Dink cinayeti ve FETÖ gerçeği

21.Ocak.2018

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, bundan 11 yıl önce 19 Ocak 2007 tarihinde öldürülmüştü.

11 yıldır süren davada ise, cinayete karışanlar hâlâ yargılanıyor. Olayın aydınlatılması noktasında herkes bugüne kadar yazdı, çizdi, konuştu, yorumladı. Geldiğimiz nokta ise ortada!

Hâlâ belirsizlikler, hala cevap bekleyen sorular var.

Dink cinayeti sonrası o günkü adı ile "F tipi", bugünkü adıyla "FETÖ" gerçeğine ben de dikkat çekmiş, birçok yazı ve haberi gündeme taşımıştım.

O tarihte Karadeniz gazetemizin yazı işleri müdürüydüm. Cinayetin arkasındaki derin yapılanmayı ortaya çıkarmak için çok önemli haberlere imza atmıştım. Fakat ne yaptıysam, ne söylediysem boşunaydı. Cinayeti aydınlatayım derken kendimi cinayetin şemasında bulmuştum.

O dönem basına işte “Dink cinayeti şeması” diye servis yapılmıştı. Utanmadan sıkılmadan bu alçakça yalan dolanlara sarılıp bunları haber yapanlara, gazetelerine taşıyanlara, dedikodusunu yapanlara, şahsıma karşı iftira kampanyası başlatanlara, kitap yazanlara karşı hep dik durdum.

Tam 10 yıldır yargı sürecinde hakkımı aramaya devam ediyorum. Davalarım bittiğinde konuşma sırası elbet bize gelecek.

FETÖ gerçeğini yana yana anlatmama, haykırmama rağmen bana sırtını dönen, beni toplumda küçük düşürmek için her türlü onursuzluğu yapan, davalarımdan beni vazgeçirmek için gözdağı verip tehditlere başvuranlar ne yazık ki şimdi ellerini kollarını sallayarak gezmekteler.

Sorsan onların hepsi FETÖ'den nefret ediyor, sorsan hiç günahları yok.

Kalemini satıp davasından dahi vazgeçecek kadar zavallı duruma düşenler şimdi yalandan yere aslan kesilmesinler. Dink cinayeti FETÖ gerçeği için önemli bir milattı. Trabzon’dan planlanan cinayetle amaç ülkede kaos ortamı oluşturmak, devletin derinliklerine sızan kirli yapıyı harekete geçirmekti.

Hayatında AGOS gazetesini görmemiş, Hrant Dink diye birini tanımayan, onunla uzaktan yakından ilgisi olmayan Pelitli'den bir gencin eline silah verilerek düğmeye basılmak istenmişti. Ve ne yazık ki bu istek göstere göstere yerine getirildi.

Eğer 2007’de Dink cinayeti basite alınmış olmasaydı FETÖ hainlerine yönelik çok büyük bir kazanım elde edilebilir, örgütün hem polis hem asker kanadı çökertilebilirdi. İhmaller zinciri ne yazık ki o dönem arka arkaya geldi.

Dink cinayeti ile aramda bağlantılar kurup kitap yazan Adem Yavuz Arslan denen “vatan haini” bugün ABD’de delikten deliğe gizleniyor. Ona karşı açtığım davada bu haini Trabzon’da savunmak için Ankara’dan 6 avukat birden gelip şov yapıyordu. Neler yaşadık neler! İnsan böyle zor zamanlarda anlıyor hayatın gerçeklerini.

Dost da düşman da ortaya çıkıyor. Kim kimin ekmeği ile oynayıp alçakla fitne fesatçılık yapıyorsa Allah bin belasını versin. Hesaplaşma noktasında bazen çaresiz kalıyoruz.

Bilinsin ki bugüne kalır ama yarına kalmaz. Düşmez kalkmaz bir Allah.

Yazarın Diğer Yazıları