Demokrasi ve insan

11.Ocak.2018

Başlık ilginç değil mi? Öyle ya insan olmadan demokrasi olamaz ki. Demokrasinin temelinde yatan özne de insandır ve insanın yaşamıdır. Ona sınırlama getirirseniz, onu korkutursanız ve sindirirseniz o zaman demokrasiyi rafa kaldırmış olursunuz.

Ben kadın hakları yaklaşımına oldum olası karşıyım. Çünkü ben, kadını erkekten farklı düzeyde görmüyorum ki. Kaba kuvvet olarak, insana saygı açısından farklı olabilir erkek. Ancak ne kadınların ne de erkeklerin kişilik, zeka ve kimlik açısından hiç de aşağı yanları yoktur.

Gündemi meşgul eden kadın cinayetleri, kadına tecavüz olayı ve gasp olayları erkeğe üstünlük tanımıyor. Bilakis o tür erkeklerin kimliksizliklerini ortaya koyuyor. Evet, ülkemizde erkek şiddeti hiç mi hiç azalmıyor; aksi gibi artış gösteriyor. Son dönemlerde öldürülen, taciz edilen kadınlara bir de yaşam tarzları eklendi. Şort giydi diye sigara içti diye sokakta kaba kuvvet kadınlarımızın onuru zedelemektedir.

Kusura bakılmasın ama bu olayların artmasında dönemin iktidarının payını inkar edemeyiz. Çünkü zaman zaman bu tür erkeklerin sırtları sıvazlanıp gönderildi ve gönderiliyor. Ama duyarlı kadınlar ve erkekler, yalnız gücünü göstererek kadına şiddet uygulayan erkeklere karşı pek de duyarsız kalmadı.

Demokrasi insanların giyimine, inancına ve sosyal yaşamına saygı duymayı emreder. Bir kadın, türban giyebilir, diğer bir kadın şort giyebilir, diğeri kara çarşafla kendini gizleyebilir. Bu o insanın kişisel tercihidir. Erkeğe tanınan bu hoşgörü kadına tanınmaması demokrasi ilkelerine ters düşmektedir.

Kadınların haklı olarak” Giysime karışma “ diye haykırmaları, hiç de yadırganacak bir yaklaşım değil. Öyle ya erkek için tepki yoksa kadın için de olmamalı. Elbetteki toplumların gelenekleri görenekleri vardır. Her toplumun ahlaki kuralları da kendine aittir. Toplumun çoğunluğunun kabul etmediği davranışlar ve giysiler için direnmenin anlamı da yok. Ancak bireysel tepiklere de hoşgörülü bakılamaz. Bir güvenlik görevlisinin Maçka Parkı’nda giysileri nedeniyle bir kıza sataşması sanıyorum yenilir yutulur gibi değil. Sana ne be adam, senin görevin kızın giysisi ile değil onun özgürce yaşama hakkı için onu korumaktır. Haklı olarak, “Kıyafetlerime karışma” eylemleri, kadın meclislerine çevrildi. Kadına şiddet, tecavüz, toplumsal baskı için bir araya gelindi. Bu meclislerde her insanın eşit olduğu görüşünde birleştiler.

Her insan, kendi iffetini korumakla yükümlüdür. Kimse kimseye namus bekçiliği yapamaz. Yapsa da başaramaz. Bir insan- ister kadın olsun ister erkek- boşanmak istiyorsa -boşanma koşulları oluşmuşsa- boşanmalıdır. Bir kadın çalışmak istiyorsa elbette çalışmalıdır.

Türk geleneklerinde haremlik selamlık diye tecrit yoktur. Türk geleneğinde kız çocuklarının küçük yaşta evlenmesi mümkün değildir. Kızlarımız, evliliklerinde de kararlarını kendileri vermelidirler.

İnsan olmanın koşulu, insanca yaşamanın temeli, insana eşitlikle ve saygıyla başlar.

 Ben böyle düşünüyorum.