Değişmeden gelişeceğiz

01.Ocak.2018

Müslüman Türk milletinin dini ve milli bayramları ve tatil günleri bellidir. Buna rağmen miladi takvime göre yeni yılın başlangıcı olan, “1 Ocak” neden yılbaşı tatili olarak ilan edilmiştir, anlamakta zorlanmaktayız. 25 Aralık, 1 Ocak arası, Hristiyanlarca İsa’nın doğum günü olarak kutlanmaktadır. Yılbaşı gecesi, aslında sıradan bir gecedir. İslam âlemi için bir anlam ifade etmez. Hal böyle iken yılbaşı gecesi, toplumsal bir gösteri, gelenek ve inançlarımızın sınırlarını aşan ve içkinin su gibi tüketildiği çılgınlık gecesi haline getirilmiştir.

Yılbaşının, batı özentisi halinde bizim milletimizin bilgisizliğinden kaynaklanan çam ağacı süsleme, Noel Baba şapkasını takma şeklinde kutlanması, bütün tarihi, milli ve manevi değerlerimize karşı inanılmaz bir yabancılaşma sergilenmektedir. Yılbaşı kutlama durumunda olan her insan kendi kendine sormalıdır: Bu etkinliğin bizim için gerçek amacı nedir?

Hristiyanlar bize ait hiçbir bayramı, kutsal günü ve geceyi kutlamazken, biz şuursuzca, kendimizi inkâr edercesine, Hristiyan gibi yılbaşını kutlarsak, bu bizim açımızdan doğru olur mu? Hani bir karga kilisenin kırık camından içeriye girmiş, kutsal sudan içmiş, ortalığı dağıtmış, kilisenin içine pislemiş! Papaz içeriye girince kızmış ve kargaya: - Müslümansan niye kiliseye girip kutsal şaraptan içtin?

Eğer Hristiyansan niye kilisenin içine pisledin demiş? Sahi, yaptığımıza göre biz kimiz? Kime benziyoruz? Diyanetin fetva ile haram olduğunu bildirdiği “milli piyango” bileti almak için, bilmem ne abla büfesinin önünde, binlerce kişi bilet alma sırasına giren biz! Milyonlarca bileti “ya çıkarsa” diye alanların hepsi Müslüman değil mi? Müslüman göz göre göre haramı nasıl yiyecek? Çoluk çocuğuna nasıl yedirecek? Haram olduğunu bile bile, büyük ikramiyeyi 61 trilyon olarak açıklayan biz! Ülkemiz dâhil, bütün dünyada; büyük ikramiyenin çıktığı bütün talihli değil, talihsizlerin hayatlarının perişan olduğunu gören, bilen biz! Bu ne yaman çelişkidir böyle! Bunu da feto mu tezgâhladı acaba?

Modern bir ülke olalım ancak, kendi inançlarımızın berraklığını da önemseyelim! Yarım Hristiyan, yarım Müslüman olunmaz! Çünkü büyüklerimiz demişler ki; “yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder”! Doğru söze ne diyelim ki? Yeni yılda, yeni güzelliklerin yaşanması temennisi ile İslam dininin getirdiği değerlere göre hayatımızı tanzim ederek yolumuza devam etmeliyiz. İslam’a iman edenler, Müslüman gibi yaşamaya gayret etmelidirler. İnanmayanlar da, zaten inandıkları gibi yaşamakta serbesttirler. Eğer ille de bir kutlama yapacaksak, 1 Ocak 630 tarihinde, Peygamberimiz tarafından fethedilen Mekke’nin fethini kutlayalım. Bundan daha güzel ne olabilir ki? Gelişmeye her daim gayret etmeliyiz ancak; “değişmeden gelişmeliyiz”.