Çok küçüldük çok!

14.Eylül.2018

“Hangi yalnızlık güvensizlikten daha yalnızdır?” diyor George Eliot.

Hepimizin onlarca derdi var ama en büyüğü; içimizde ve dışımızda yaşadığımız yalnızlığımız değil mi? Ah! Yaşadığımız yalnızlığın içimizde oluşturduğu o büyük boşluk!

O boşluğun duygularımızda oluşturduğu erozyon.

Zor ve zalim bir durum yalnızlık. Hele de nihayeti yoksa! Kaçınılmaz bir biçimde, gelip içimize çörekleniyor güvensizlik duygusu…

Bu öyle bir duygu ki, yaşamınıza dokunduğu an sizi ve dünyanızı esir alıyor. Üstelik hızlı bir biçimde insandan insana bulaşıyor.

Kişilerde başlayan bu güvensizlik hali, kısa zamanda da toplumu sarıp sarmalıyor; öyle ki, yaşamımızın her alanını artık güvensizlik planlıyor.

Kapısına üç beş kilit taktığımız evlerimizin etrafına koca koca duvarlar ve onlarca güvenlikçi dikiliyor… “İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar.”

Bahçeler bağlar bizim olsa ne yazar. Bir kapıdan bir kapıya yürüme mesafemiz, dolaşım alanlarımız bile sınırlanıyor.

Yazık! İnsanı insandan korumak üzere bütün çabalar.

En güzel dostlukların ve en kalıcı güven ortamlarının kaynağı olan aile bütünlüğü, akraba muhabbeti, “gönül birliği, fikir birliği, ülkü birliği” yol kardeşliği hukuku bitmiş.

Dost ve arkadaşlıklarımızı menfaatler ve siyasi çıkarlar belirliyor… Bugün selam veren,  yarın sabahını kesiyor.

Farkında değiliz ama kapkara yalnızlıklarımızın nedeni aslında biziz; kendimiz! Çünkü en güzel değerlerimizi ve en kıymetli duygularımızı terk eylemişiz.

Dertleriyle dertlendiğiniz kaç isim var aklınızda? Kaçınızın elleri duaya açıldığında, akrabanın ya da karşı komşunun sağlığına da âmin demekte?

Ne acı! Kocaman bir ömrün içine üç beş dost sığdıramamışız.

Düğünler formalite, ölümler sessizce çekip gidiyor. Ne mutluluklara katkımız ne de acılara sabrımız var.

TV dizilerini takip etmeyi iyi beceriyoruz da, doğru ve güzel olanın ne destekçisi ne de gönüllüsüyüz.

Çok küçüldük çok!

Cüzdanla ilgili hesaplarımız büyüdü ama yüreğimiz, merhametimiz, güvenimiz, düşünce dünyamız küçüldü.

Hak hukuk naraları atan biz, başkalarının uğradığı haksızlığa ve ülkemizle ilgili sorunlara, sırf güçlünün yanında olmak adına, kolayca arkamızı dönebiliyoruz.

Her dönüşün bizi biraz daha yalnızlaştırdığını ve güvenilmez bir insan yaptığını göremiyoruz…

Hâlbuki bu tehlikeli gidişatı değiştirmek hiçte zor değil! Tek yapmamız gereken; insanlara inanmak, dürüst ve ön yargısız yaklaşabilmek… Sevgiyi, bilgiyi paylaşmak adına güzel ortamlar oluşturmak.  Kendimizi, kınama ve ayıplama gibi bencillik kokan duygulardan arındırmak.

Hangi konuda büyümeyi hedeflerseniz hedefleyin, hiçbir şey sizi, yüreğinizde ki sevgi, paylaştığınız bilgi, çevrenize verdiğiniz güven duygusu kadar büyütmeyecek, kalabalık ve de zengin yapmayacaktır.