Çevre bilinci ve kirlilik

10.Ağustos.2018

Değerli okuyucularımız, İslam’da “Temizlik imandandır” sözü, uyulması gereken en ulvi bir görevdir. Evet, bu böyledir amma gel gör ki, bu söz dille söylenir fakat çoğu kez sözün gereğine uyulmaz… Bu konuyu neden dile getiriyoruz, çünkü çevrede gördüğümüz manzara pek iç açıçı değil. Malum yaz mevsimi, özellikle bu mevsimde deniz kenarları, bölgemizin eşsiz yaylaları insanlarla dolup taşmakta, bir deyimle her yan cıvıl cıvıl diyoruz ama pırıl pırıl diyemiyoruz… Sahillerimizin ve yaylalarımızın yaz mevsimi yoğun sürkilasyonu maalesef doğa kirliliğini de beraberinde getiriyor. Özellikle buralarda etrafa saçılmış çöp ve her türlü atık maddeler, o güzelim doğayı kirletmekte ve çirkin bir görüntü oluşturmaktadır.

Efendim, çevre kirliliği; yeryüzünde yaşayan bütün canlıların sağlığını etkileyen, çevredeki maddeler üzerinde yapısal zararlar veren ve bazı niteliklerei bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa karışması olayı olduğunu da düşünürsek bunun nedenli yanlış bir tutum ve durum olduğu daha kolay anlaşılır. Çevre kirliliğinin yanında bir başka kirlilik daha var ki, o da insanın iç kirliliğidir. İnsanın içi kirlenmeye dursun, böyleleri tüm zeka ve kabiliyetlerini kirli işlerde ustaca kullanabilirler. Bunlar hak, adalet ve insana saygı gibi erdemlerden yoksundurlar. Böylelerinin güvendikleri, çoğu kez kaba kuvvetleridir, yani kaba ve saygısızca davranışlar sergilerler. Medeni ve eğitilmiş kişilerin niteliklerinden biri bilimsel düşünmeyi, zeka ve yeteneklerini topluma faydalı olma, güzel davranışlarlar gösterip tertip, düzenli ve temiz işler yapma yolunu tercih etmelidir. Bilinmelidir ki, üzerinde durulmayan kabiliyetler, yeni yeni bilgiler desteğiyle işletilmeyen dimağ zamanla körelir. Maalesef toplumu gerileten, karanlıklara sürükleyen bu körelmiş dimağlardır. Değerli okuyucularımız, bütün çabalarımız mükemmel insan olmaksa, mükemmel insan olmanın şartlarına ciddi olarak uymalı, adil, iyiliksever, sevgi ve saygılı, hak ve hukuka uygun, çevresinde sevilen ve sayılan kişi olmayı kendimize şiar edinmeliyiz. Dinimiz İslam’ın özü de bu değil midir?