SON DAKİKA

Haber > Bu millet Kudüs'ten vazgeçer mi?

Bu millet Kudüs'ten vazgeçer mi?

11 Aralık 2017 Pazartesi - 07:57

Kudüs’te 55 yıl Nöbet Tutan Türk Askeri: (Tarihçi İlhan Bardakçı anlatıyor)

“Mevki Kudüs, Mekân Mescidi Aksa, Tarih 21 Mayıs 1972 Cuma. Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Sait TERZİOĞLU, İsrail Dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz. Kudüs kapalı çarşısında rüzgâr gibi dolanan entarili kahvecilerin ellerindeki askılara çarpmadan biraz yürüdünüz mü, önünüze çıkan kapı sizi Mescidi Aksa'nın önüne kavuşturur. Miraç mucizesinin soluklandığı ilk kıblemize yani...

Hemen oracıkta iki avlu vardır ki, hala bizim lakabımızla anılır. “12 bin şamdanlı avlu” denir oraya. Yavuz Selim 30 Aralık 1517 Salı günü Kudüs’ü devlete katmıştır. Yatsı namazını o avluda kılar. Kendisi ve bütün ordu beraber... O esnada, ortalık kararmıştır. Şamdanları yakarlar. Tam 12 bin şamdan... O isim oradan kalmadır. Sekiz on basamaklı geniş merdiveni adımladınız mı, o mukaddes mescidin bağdaş kurduğu ikinci avluya ulaşırsınız.

Onu o merdivenin başında gördüm. İki metreye yakın bir boy...

İskeletleşmiş vücudu üzerinde bir garip giysi... Palto? Hayır, kaput, pardösü veya kaftan? Değil. Öyle bir şey, işte...

Başındaki kalpak mı, takke mi, fes mi? Hiçbirisi değil.

Oraya dimdik dikilmiş. Yüzüne baktım da ürktüm. Hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi. Yüz binlerce çizgi, kırışık ve kavruk bir deri kalıntısı.

Yanımda İsrail Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Yusuf var.

Bizim eski vatandaşımız. İstanbullu...

“Kim bu adam” dedim.

Lakayt bir şekilde omuz silkti. “Bilmem” diye cevap verdi.

“Bir meczup işte... Ben bildim bileli, burada yıllardır dururmuş.

Çakılı gibi, hala duruyor ya... Kimseye bir şey sormaz, kimseye bakmaz, kimseyi görmez.”

Kan mı çekti nedir? Nasıl, neden, niçin hala bilmiyorum. Yanına vardım:

“Selamünaleyküm baba” dedim.

Torbalanmış göz kapaklarının ardında sütrelermiş gibi jiletle çizilmişçesine donuk gözlerini araladı. Yüzü gerildi. Bana, bizim o canım Anadolu Türkçemizle cevap verdi:

“Aleykümselâm oğul...”

Donakaldım. Ellerine sarıldım, öptüm öptüm...

“Kimsin sen baba” dedim.

Anlattı ki, bende size anlatacağım.

Ama evvela biliniz. O canım devlet (Osmanlı) çökerken, biz Kudüs’ü 401 yıl 3 ay 6 günlük hâkimiyetten sonra bırakırız.

Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür. Tutmaya imkân yok. Ordu bozulmuş çekiliyor. Devlet, zevalin kapısında... İngiliz girinceye kadar geçen zamanın içinde yağmalanmasın diye bir artçı bölük bırakırız. Âdet odur ki kenti zapt eden galip, asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz.

Anlattı, dedim ya. Gerisini tamamlayayım.

“Ben...” dedi. “Kudüs’ü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan artçı bölüğünden...”

Sustu. Sonra, elindeki silahın namlusuna sürdüğü fişekleri ateşler gibi zımbaladı.

“Ben o gün buraya bırakılmış 20. Kolordu, 36. Tabur, 8. Bölük, 11. Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan’ım...”

Ya Rabbi. Bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı, öpülesi sancak gibiydi. Ellerine bir kere daha uzandım. Gürler gibi mırıldandı:

“Sana bir emanetim var oğul. Nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim edem mi?”

“Elbette” dedim. “Buyur hele...”

Konuştu:

“-Memleket avdetinde (dönüşünde) yolun Tokat sancağına düşerse, git burayı bana emanet eden kumandanım Kolağası (On Yüzbaşı) Musa Efendi'yi bul. Ellerinden benim için öp. Ona de ki...

Sonra, kumandanı olduğu takımın makinelisi gibi gürledi:

“O’na de ki, gönül komasın. O’na de ki, “11.Makineli Takım Komutanı Iğdırlı onbaşı Hasan, o günden bu yana, bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Tekmilim tamamdır kumandanım dedi."

Taş kesildi. Bir kez daha baktım. Kapalı gözleri ardından, 4 bin yıllık peygamber ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibiydi. Ufukları gözlüyordu. Nöbetinin başında idi... Tam 55 yıl kendisini unutuşumuzdaki vurdumduymazlığımıza rağmen devletine küsmemişti!

Türk milletin bir evladının hikâyesi bu! Ey Trump, ey İsrail! Bu milletin 400 milyonunun hikâyesini öğrenmek ister misiniz? Bu millet “Kudüs’ten” vazgeçer mi? Bu imana gücünüz yeter mi?

YORUMLAR

400

Daha Fazla:

VİDEO

SON DAKİKA

ÇOK OKUNANLAR

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap