Böyle giderse yayla için İsveç'e gideceğiz(!)

04.Ağustos.2018

Camiboğazı, Lişer, Sultan Murat, Kayabaşı, Yılantaş, Pazarcık, Erikbeli ve Kadıralak Yaylası... Doğa harikası yaylalarımızdan sadece birkaçı... Adını saymadığımız nice güzel yaylalarımız var. Bizler değerlerini bilmiyoruz ama özellikle Arap ve Körfez ülkelerinden gelen turistler yaylalarımız için "Sanki cennet-cennet burası olmalı-cennetten bir köşe" tabirini kullanıyor.

YAYLA YOLLARINDA İNŞAAT KAMYONLARI

Trabzon'un tanınmış yaylalarına son yıllarda gittiniz mi, bilmem? Ama maalesef, güzelliği ile dillere destan olan yaylalarımızın durumu içler acısı... Hangi yaylaya, hangi obaya gitsek aynı durumla karşı karşıya kalıyoruz. İçimiz buruk bir şekilde geri dönüyoruz. Yüz milyonlarca yılda oluşan yüce Allah'ın bize lütfu olan güzelim platolar ne hale gelmiş. İstisnasız bütün yaylalarımızda karşımıza çıkan ilk şey gittikçe yükseklikleri, ebatları artan ve her tarafı bir çekirge sürüsü gibi istila eden çirkin beton binalar. Adeta yeşil kadifeden örtüyle örtülen güzelim yaylalarımızın kalbine bir hançer saplanıyor bu beton yığınları. Estetik değerden ve yerel mimari unsurlardan yoksun, adeta kocaman taş yığınlarını andıran bu binalara kim dur diyecek? Eğer devletimiz her zaman olduğu gibi şimdi de oy kaygısıyla hareket ederse biliniz ki, yaylalarımız elden gidecek. Hem de geriye dönüşü mümkün olmayan bir şekilde. Son çıkan İmar Barışı'yla birlikte yaylalardaki kaçak yapılaşmanın daha da arttığı söyleniyor. Hatta en son ziyaret ettiğimiz Kadırga Yaylası'na çıkarken yollarda hazır beton kamyonları, çimento-tuğla taşıyan kamyonlar gördük. Maalesef hiçbir uyarı işe yaramıyor.

YIKIMLAR YARIM KALDI

Geçen yıl İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yaylalardaki kaçak binaların yıkılacağını söyledi. Hatta basından öğrendiğimiz kadarıyla 10-15 kaçak bina yıkıldı. Ama bu kimsenin gözünü korkutmadı. Kaçak yapılaşma hızla devam ediyor. Devletin resmi rakamlarına göre yaylalarımızda 200 bin kaçak yapı var. Biz yaylarımızdaki kaçak binaların yıkımını beklerken tam bu sırada İmar Barışı denen yasa çıktı. Ve bütün ümitlerimiz boşa çıktı. Bu yasa neredeyse % 60-70'i kaçak binalardan oluşan şehirlerimiz için kaçınılmazdı denebilir. Ama yaylalar için uygulanmamalıydı. Bu, adeta yaylalarımızın ölüm fermanı demek. Yasanın çıkmasıyla birlikte yayla yollarında inşaat kamyonlarının sayısı da artmaya başladı. Buna dur denmeli, yoksa güzelim yaylalarımızı kaybedeceğiz. Artık bazı yaylalarda bunun sektör haline getirildiğini ve yapılan binaların milyar liralara satıldığını duyuyoruz.

YAYLA DEMEK...

Yayla demek özgürlük demek, yayla demek temiz-ferah hava demek, adımlarınızı özgürce atmak demek, çimenlerin üstüne sırt üstü uzanıp; temiz havayı içene çekip, mavi gökyüzünü seyretmek demek. Yayla çeşmelerinden buz gibi soğuk suları kana kana içmek demek... Çimenler üzerinde oynaşan bin bir börtü böceği, çiçeği doyumsuz bir keyifle izlemek demek... Ama bütün bunlar kaybolmak üzere... Tehlike büyük. Yaylalarımız yok oluyor. Devletimiz acilen tedbir almalı. Kaçak yapılar yıkılmalı ve yeni binalara kesinlikle müsaade edilmemeli. Yoksa böyle giderse İsviçre, İsveç, Norveç, Finlandiya gibi ülkelerin yaylalarına gitmek zorunda kalacağız. Onlar yaylalarını nasıl da koruyor. Değil bina yapmak; çukur açmak, çimenleri, bitkileri koparmak bile yasak...