BİZ NERDE YANLIŞ YAPTIK?

10.Mart.2018

Ah o 2000 yılı ah!

“Nerede sözde Kurtuluş Savaşı başlattıklarını söyleyip o günlerde kulübü sağdan soldan kuşatan, ortalığı yangın yerine çevirerek ‘İHTİLAL YAPTIK’ diyen sözde darbeciler” diye sormamak mümkün mü?

Dönemin Divan Kurulu Başkanı yollara düşürüldü, başkan ve yönetime karşı darbe bildirisi üzerine bildiri yayımlandı!

Trabzon’un başkanını dışarıdan yönetemeyenler, ona istediklerini yaptıramayanlar gerçek yüzlerini ortaya koyarak “Bu kulübün sahibi biziz. Biz ne dersek o olur. Olmazsa yıkarız”anlayışı ile darbe için yollara düştüler.

Şehrin ve medyanın köşe başları tutuldu o dönem!

Başardılar da.

Ama bugün nasıl 28 Şubat yargılanıyorsa, Trabzonspor camiasında Ocak 2000 de aynıdır.

Kim kime karşı yaptı?

Hani o yıl kurtarmıştınız Trabzonspor’u, 80’li, 90’lı yıllarda yani kulübün hiçbir geliri olmadığı dönemlerde 20 yıl karşılıksız maddi ve manevi olarak büyük fedakarlıklar yapan başkandan...

Kimdi o adam?

Hatırlamadınız mı?

Allah rahmet eylesin, ünlü iş adamı, Trabzonspor’un o yıllardaki hamisi İbrahim Cevahir, camiaya o gün ne diyordu:

“Bakın arkadaşlar, benim param çok ama ben veremem. İşte size karşılıksız olarak Trabzonspor’a parasını verecek, kulübü ekonomik olarak kurtaracak ve yönetecek bir adam getirdim.”

Öyle de oldu.

Hatırladınız mı şimdi;

Trabzonspor’a başkan olur olmaz bir çırpıda yazdığı çeklerle borçları sıfırlayan, bugünkü tesislerin yerine nakit parayı verirken heyecandan bazı yöneticilerin bayılmasına neden olan beyaz takım elbiseli adamı?

Genç nesil bilmez...

Hadi anlatın o beyaz takım elbiseli adamı!

Ama dürüstçe, mertçe...

Bugün Fenerbahçeliler Aziz Yıldırım’dan kurtulmak için ‘Ali Koç’ diyor ya...

O yıllarda o beyaz takım elbiseli bir adam daha ötesiydi!

Hatırladınız değil mi;

Trabzonspor’a başkan olması için getirilen, Türkiye vergi rekortmeni Oflu adamı?

Kulübe yaptığı hizmetler nedeniyle ‘ONURSAL BAŞKAN’lık unvanı verilen ama 2000 yılında kendisine karşı sözde Kurtuluş Savaşı başlatıp sözde darbe yaptığınız,  bütün Türkiye’de ‘Bu nasıl vefasızlık’ dedirttiğiniz adam kimdi?

Mehmet Ali Yılmaz.

 Neden bunları yazıyorum?

O gün bugündür Trabzonspor’un iki yakası bir araya gelmedi.

İç huzur bozuldu.

Kulüp her geçen gün ekonomik olarakçöktü.

Bütün lobilerini kaybetti.

Yani bugünkü enkazın temeli 2000 yılında sözde darbeciler tarafından atıldı.

Koskoca camianın parçalanmasına sebep olundu.

Kurtaracağız derken batırdılar açıkçası!

İsteyen o yılın arşivlerini açsın, 2000 yılında kulübün ekonomik yapısını incelesin.

Çünkü tarih gerçekleri yazar.

O gerçekler silinmez.

Genç nesil bilmez bunları.

Nasıldı 2000 Ocak ayında Trabzonspor’un durumu?

 ***

Borcu yok denecek kadar azdı.

Öz sermayesi oldukça fazlaydı.

Bankalar kapısına dayanmamıştı.

 Borsada yarısı satılmamıştı.

  1. Ali Yılmaz Tesisleri bankalara ipotek ettirilmemişti.

Kartal Tesisleri peşkeş çekilmemişti.

İtibarı her ortamda yüksekti.

Başkanı konuştuğu zaman Türkiye’de ses getirirdi.

Yayın gelirlerinde İstanbul takımlarına önderlik yapılıyordu.

Sahada şampiyonluğa oynayan bir takım gerçeği vardı.

***

Tablo buydu sevgili okurlar.

Hangisi gerçek değil?

Biri çıksın söylesin.

Böyle bir tabloya karşı sözde devrim yaptıklarını söyleyenler, ne yazık ki bugünlerin temelini atacaklarının o gün farkında değillerdi.

Nereden bileceklerdi ki, 2000 yılında neredeyse borcu olmayan bir kulübü sözde darbe ile ele geçirdiklerini sanıp borcun 18 yılda eski para ile 1 katrilyona vuracağını?

Nereden bileceklerdi ki, 2000’den sonra kulübün her yılının kaos ile geçeceğini, camiada birlik ve beraberliğin tamamen kaybolacağını?

Nereden bileceklerdi ki, 2010-2011 sezonunda şampiyonluğu elinden şike ile çalındığı yargı kararı ile belli olmasına rağmen hakkının hukukunun savunulamaz noktaya geleceğini?

Nerede o  sözde darbeciler?

Hani kurtarmışlardı Trabzonspor’u!

O güne kadar Trabzonspor Başkanının profesyonel olarak teknik adamı olarak görev verip çalıştığı (yani maaşlı) adamını darbede figüran olarak kullanıp başkan yaptılar!

Ah almak işte budur!..

Hadi çıkın helallik alın Mehmet Ali Yılmaz’dan.

Uzun yıllar sırtına bindikleri, bir dediklerini iki yaptırmadıkları, hizmet edecek yönetici bulması  için  iş dahi verdirdikleri adama ihanet edildi!

İşte o ihanet o sözde ihtilal kendi evlatlarını değil kulübü yedi bitirdi!

Trabzonspor’a vermeden alanlar dönemi inşa edildi.

Herkes kendi gemisini yürüttü.

Batanlar, çıkmazda olanlar Trabzonspor etiketi sayesinde kendilerini kurtarırken Trabzonspor’un batırılışı karşısında sadece kayıkçı kavgası yaptılar.

Açıkçası gelen vurdu giden vurdu!

Koskoca Trabzonspor ne yazık ki ekonomik olarak çökertilirken, en acısı sıradanlaştırıldı!

Türk futbolundaki lobi gücü bitti.

Şampiyon olmasa dahi Türk futbolundaki sözü dinlenir ağırlığı kaybolup gitti.

Kulübün yarısı borsada satıldı.

Trabzonspor’da başkan ve yönetici olmak sıradanlaştı.

Bankalarda borç batağı nedeniyle Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nin üzerine ipotek kondu.

Şike ile çalınan şampiyonluk sahipsizlik nedeniyle alınamadı.

İstanbul’daki Kartal Tesisleri elden uçtu.

FIFA ile sorunlu olundu, transfer yasağı geldi.

Altından kalkılamayacak borç nedeniyle iş “Kulübü Katarlı iş adamlarına mı satsak” dedikodularına kadar geldi!

Umut Trabzonsporlunun ekmeği misali ‘50. yılda şampiyonluk’  umudu hüsranla bitti gitti.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar misali o mum söndü.

  1. yıl felaketi kapımızı çaldı.

Borç 1 KATRİLYON!

 Şimdi kongre kararı alınmış...

Alsanız ne yazar almasanız ne yazar?

Tabloyu bir açıklayın bakalım, kim veya kimler girer bu yükün altına?

Beyler, artık maceraya gerek yok.

 Bir macera daha Trabzonspor’un kapısına kilit vurmaya kadar gider.

Böyle gitmez.

Trabzonspor camiası kendi acı gerçekleri ile yüzleşmeden, birbiri ile helalleşmeden ve bütün güçleri bir araya gelip kucaklaşıp gerçek bir kurtuluş mücadelesi başlatmadan bu kulüp iflah olmaz.

Battı balık yan gider misali bu işin seni beni yok artık!

Güzel bir söz vardır:

Bazı gerçeklerle yüzleşmek acıtsa da, insanı ipten alır.

Gün gerçeklerle yüzleşip Trabzonspor’u ipten alıp hayata döndürme günüdür.

Trabzonspor’un artık kavgaya, kişisel hesaplara ne hali vardır ne de takadi.

Çare:

Gerçeklerle yüzleşecek şekilde gerçek bilançoların ortaya konacağı ve ona göre yol haritası belirlenecek şekilde kongre yapmaktır.

 Tek adayla kongreye gidebilmektir.

Türk futbolunda ağırlığı ve saygınlığı olan güçlü bir başkanı göreve getirmektir.

Ve herkesin saygı duyacağı bir  yönetimi oluşturmaktır.

 Yani;

Trabzonspor’da herkesin başkan, herkesin yönetici olacağı dönem bitirilmelidir.

Yoksa bugünleri dahi ararız.

Biline!